Bedelli Hekimlik” mi geliyor?


Antalya Tabip Odası’nın çağrısı ile İl Sağlık Müdürlüğü önünde bir araya gelen hekimler , TBMM'de görüşülmeye başlanan ve 'Sağlıkta Şiddet Yasası' olarak bilinen torba yasaya tepki gösterdi. Grup adına açıklama yapan Antalya Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Naci İşoğlu, kanun teklifinin 5'inci maddesini 'bedelli hekimlik' olarak değerlendirdi.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

 

Dr. İşoğlu, "TBMM'nin gündemindeki bu kanun teklifi sadece KHK'larla kamudan ihraç edilmiş ya da güvenlik soruşturması nedeniyle ataması yapılmamış hekimleri değil, hepimizi tehdit ediyor" dedi.

Sorunun sadece hekimlerin sorunu olmadığını kaydeden Dr. İşoğlu, binlerce hekimin çalışmasını engelleyerek halkın sağlığa ulaşımını engelleyen önemli bir karar olduğunu kaydetti.

Dr. İşoğlu, "Mecliste görüşülen bu yasa teklifinin bazı maddeleri değiştirilmiş olsa da özünden uzaklaşmadığı gibi hiç de kabul edemeyeceğimiz, neredeyse 'bedelli hekimlik' olarak adlandırabileceğimiz düzenlemeyle karşı karşıya bırakacak duruma getirilmiştir. Teklifin yeni haliyle yasalaşması, durumu içinden çıkılamaz hale getirmiştir" dedi.

Dr. İşoğlu, "İyi bir sağlık ortamı için sağlık hizmeti sunan hekimler ve hizmetten yararlananlar olarak birlikte karşı çıkmaya devam edeceğiz" dedi.

 


SAĞLIKLA İLGİLİ BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

“ Bedelli Hekimlik” mi geliyor.

Adından da anlaşılabileceği gibi bu bir Torba Kanun Teklifi ve içinde toplam 44 madde var.

Kamuoyuna ‘ sağlıkta şiddet yasası’’ olarak yansıtılıyor. Kanun teklifinin sadece 24. Maddesi sağlıkta şiddetle ilgili olduğu iddia ediliyor ancak her birimizin yaşam hakkının tehdit eden şiddeti bırakın ortadan kaldırmayı, azaltmak için bile hiçbir yeni düzenleme getirmiyor.

Kanun Telifinin 5. Maddesi ise tam bir felaket.

Bu haliyle Meclisten geçer ve yasalaşırsa ‘’Terör örgütlerine veya milli güvenlik kuruluna devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğu iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan’’ hekimlerin sosyal güvenlik kurumu anlaşması olan sağlık kurumlarında çalışması yasaklanacaktı.
Güvenlik Soruşturması sonucuna göre haklarında sonuçlanmış herhangi bir yargı olmayan devlet hizmeti yükümlüsü tabiplere 600 gün süreyle hiçbir yerde hekimlik yaptırılmayacaktı.

Bu madde kapsamına alınmamız için herhangi bir yargı kararı gerekmiyor. ‘’ terör örgütlerine üyeliğiniz. Mensubiyetiniz veya iltisakınız yahut irtibatınız olup olmadığını değerlendirmek tamamen yöneticilerin iki dudağı arasında.

Onlar bizle ilgili böyle bir değerlendirme yaparsa ne itiraz etmemiz ne de dava açmamız mümkün değil. Anında kamudan ihraç edilebilirsiniz ve SGK anlaşmalı sağlık kurumlarında çalışamayız. ( SGK anlaşması olmayan sağlık kurumu bulmak ya da muayenehane açmanın nasıl imkânsız olduğunu hepimiz biliyoruz. )
‘’Benim terör örgütlerine üyeliğim, mensubiyeti veya iltisakım, irtibatım olmadığını herkes bilir’’ diye düşünebiliriz.

Öyle değil!
Bu ülke terör örgütleriyle hiçbir ilişkisi olmayan aydınların, gazetecilerin, milletvekillerinin, askerlerin, terör örgütü üyesi, yöneticisi olarak tutuklanıp hapse atıldığını biliyor.
‘’ Ne alaka? Ben hayatımda karakola bile düşmedim’’ diye düşünebilirsiniz.

Öyle değil!
Güvenlik soruşturması engeline takılmamız için hakkımızda herhangi bir gözaltı, yargılama cezaya çarptırma işlemi gerekmiyor. Doğum yerimiz, etnik kimliğimiz, mezhebimiz, muhalif kimlikli bir akrabamız, okuduğumuz gazete, yaşadığımız, çalıştığımız yerde herhangi birinin hakkımızda vereceği bilgi ya da sosyal medyada yaptığımız bir paylaşım yeterli.

‘’ O kadar da değil. Öyle bir haksızlıkla karşılaşırsam itiraz eder, durumun düzeltilmesini sağlarım. Diye düşünebiliriz.

Öyle değil !
Güvenlik Soruşturmamız bir kez bir şekilde olumsuz geldiyse herhangi bir makama ya da mahkemeye başvurarak düzelttirmemiz mümkün değil.
‘ Ben zaten özelde çalışıyorum. Kamudan ihraç edilemeyeceğim için bu düzenlemeler bana uygulanamaz. ‘’ diye düşünebiliriz.

Öyle değil !
Bugün kamudan çalışanlara haksız, hukuksuz olduğu bu kadar açık olan bu yasakları getirenlerin yarın aynı düzenlemeyi özel sağlık sektörü kapsayacak şekilde genişletmeyeceklerinin hiçbir garantisi yok.

‘’ Ben zaten mevcut siyasi iktidarı destekliyorum. Bana bir şey olmaz ‘ diye düşünebiliriz.
Öyle değil !

Bu ülkede siyasi zeminin ne kadar kaygan olduğunu; dünün anlı şanlı mağrurlarının birden bire nasıl birer ‘ mağdura’ dönüştüğünü birlikte izliyoruz. Yarın ne olacağını hiç kimse bilemez.

Tüm hekimler olarak diyoruz. ki;

TBMM’ nin gündemindeki bu kanun teklifi sadece KHK’ larla kamudan ihraç edilmiş ya da güvenlik soruşturması nedeniyle ataması yapılmamış hekimleri değil, hepimizi tehdit ediyor. Sorun sadece hekimlerin sorunu değil binlerce hekimin çalışmasını engelleyerek halkımızın sağlığa ulaşımını engelleyen önemli bir karardır.
Dün akşam saatlerinde görüşülen bu yasa teklifinin bazı maddeleri değiştirilmiş olsada özünde uzaklaşmadığı gibi hiçte kabul edemeyeceğimiz neredeyse ‘’bedelli hekimlik’’ olarak adlandırabileceğimiz düzenlemeyle karşı karşıya bırakacak duruma getirilmiştir. Ülkemizin yaşadığı ekonomik sorunları insanların yaşamlarını hiçe sayarak “bedelli” anlayışıyla çözülemez. Henüz mesleğine başlamamış, emeğinin karşılığını almamış bir hekimden bedel istemek hangi anlayışa sığmaktadır?

Teklifin yeni haliyle yasalaşması durumu içinden çıkılamaz hale getirmiştir. İyi bir sağlık ortamı için sağlık hizmeti sunan hekimler ve hizmetten yararlananlar olarak birlikte karşı çıkmaya devam edeceğimizi kamuoyuna ve yetkililere duyuruyoruz.

HEKİMİZ BİZ İNADINA HEKİMLİK YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ.

Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu a.
Dr. Naci İŞOĞLU
Genel Sekreter

 

 


Yazdır   e-Posta