Dünya Nüfusu Yaşlanıyor

 

18-24 Mart Yaşlılık Haftasına ilişkin Gerontolog Dr. Suzan Yazıcı bir açıklama yaptı.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de nüfus yaşlanmakta, yaşlı nüfusun oranı her geçen gün artmakta olduğuna vurgu yapan Dr. Suzan Yazıcı, “Bilimsel gelişmelerin bir başarısı olarak görülen bu durum memnuniyet verici olmakla birlikte birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Yaşam beklentisinin uzaması özellikle kronik hastalıklardan ölümlerin mevcut tedavi olanakları ile geciktirilmesi sonucunda gerçekleşmiş, bunun sunucu olarak ileri yaşlarda kronik hastalığa sahip kişilerin sayısı artmıştır. “ dedi.

Bakım hastası sayısı artıyor
“Yaşlanma ile birlikte artan bakım hastalarının kendisini, ailesini ve yakın çevresini ilgilendiren, maddi manevi zorlu olabilen bir süreçtir. Bu sürecin uygun destek mekanizmaları ile kolaylaştırılması mümkündür. “ diyen Dr. Suzan Yazıcı, bakım hizmetinin 7 gün 24 saatlik bir süreci kapsadığını ve yeterli destek mekanizmalarının olmaması durumunda bakıcının tükenmişliğine yol açabildiğine dikkat çekti.

Aktif ve sağlıklı yaşlanma
Demografik değişim ile birlikte gelen bakıma muhtaç kişilerin sayısında artış olumsuz bir gelişme olarak görülebilir, ancak yaşlı nüfusun geçmişe göre daha aktif ve sağlıklı olarak yaşlanmaya başladığı da gerçektir.

Gerekli adımlar atılmalı
Ülkemizde yaşlılar haftası her sene 18-24 mart tarihleri arasında kutlanmaktadır. Hafta boyunca bolca edilen sevgi, saygı sözleri içeren söylemler ile olumlu bir gelişme olan daha uzun yaşam beklentisi ve daha ileri yaşlara kadar yaşayabilme şansını kutsamanın yanı sıra bu gelişmelerin beraberinde getirdiği sorunların ortaya konması, tartışılması ve olası çözüm yolları için gerekli adımların atılması bu haftayı çok daha anlamlı kılacaktır.

Dünya Nüfusu Yaşlanıyor
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de nüfus yaşlanmakta, yaşlı nüfusun oranı her geçen gün artmaktadır.Türkiye'de çok değil daha elli sene önce 50’nin altında olan doğuşta yaşam beklentisi yaklaşık otuz sene yükselmiş, günümüzde 78’e ulaşmıştır. Dünyanın en yaşlı ülkesi olarak bilinen Japonya'da bugün doğan birinin 84 yaşına kadar yaşaması beklenmektedir.

Bilimsel gelişmelerin bir başarısı olarak görülen bu durum memnuniyet verici olmakla birlikte birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Yaşam beklentisinin uzaması özellikle kronik hastalıklardan ölümlerin mevcut tedavi olanakları ile geciktirilmesi sonucunda gerçekleşmiş, bunun sunucu olarak ileri yaşlarda kronik hastalığa sahip kişilerin sayısı artmıştır. Kronik hastalıkların yanı sıra ilerleyen yaş ile birlikte görülen fiziksel gerilemeler çoğu kişi için yaşamın son senelerinin hasta olarak geçmesi ile sonuçlanmaktadır.

Dünya çapında ölümler incelendiğinde iskemik kalp hastalıkları ve inmelerin son 20 senedir ölümlerin ilk iki sebebi olmaya devam ettiğini görmekteyiz. Ancak bulaşıcı hastalıklarda azalma ve demografik değişimin etkisi ile liste değişmiş, 2000 senesinde ilk on ölüm sebebi arasına girmemiş olan Alzheimer ve demanslar günümüzde beşinci sıraya yerleşmiştir. Bu hastalıkların yaşlanan nüfus ile birlikte daha sık görüleceği ve listenin başlarına yerleşmesi beklenmektedir. Alzheimer hastalığı halen kesin tedavisi olmayan, ilerleyici bir hastalık olup son aşamasında kişinin tamamen bağımlı olması ile sonuçlanmaktadır. Bakıma muhtaçlık ise kişisel bakım ve yaşamın sürdürülebilmesi için destek duyulması durumunu tanımlar ki ilerleyen yaş ile birlikte bakıma muhtaçlık sıklığı artmaktadır. Felç, kalp hastalıkları, kanser gibi birçok tıbbi sebebin yanı sıra Alzheimer hastalığı ve demans bakıma muhtaçlığa yol açabilen en önemli sebeplerdendir. Alzheimer hastalığının ilerleyici olması ve ne yazık ki tedavisinin halihazırda olmaması bakım ile ilgili özel bir dikkat gerektirir. Tanı ve tam bağımlı olma arasındaki süreç hastadan hastaya değişmekle birlikte 10 yılı aşabilmektedir. Alzheimer hastaları hastalığın ilerleyen döneminde tamamen yatağa bağımlı, her türlü bakıma muhtaç olurlar. Bakım hastanın kendisini, ailesini ve yakın çevresini ilgilendiren, maddi manevi zorlu olabilen bir süreçtir. Bu sürecin uygun destek mekanizmaları ile kolaylaştırılması mümkündür.

Gelişmiş ülkelerde bakım hizmeti ağırlıklı olarak bakımevlerinde profesyonel olarak verilmekte, ailenin bir sorumluluğu olarak görülmemektedir. Bakımevleri ülkemizde ise günümüz yaşlı kuşağı ve çoğu aile bireyi için hala bir tabudur ve çok az kişiye hitap etmektedir. Bakım hizmeti ağırlıklı olarak kız çocuklarının sorumluluğunda olup aile bireyleri tarafından enformel olarak verilmektedir. Çocuk sayısının azalması, çekirdek aileye geçiş ve şehirleşme sonucunda yaşlıların çocukları tarafından bakılması çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bu durumda çözüm olarak paralı bakıcı ile evde bakım verilmesi yaygınlaşan bir uygulamadır. Yabancı uyruklu bakıcılar bu alanda artan sıklıkla hizmet vermektedir. Bakım hizmeti 7 gün 24 saatlik bir süreci kapsar ve yeterli destek mekanizmalarının olmaması durumunda bakıcının tükenmişliğine yol açabilir, bu durumun yaşlı ayrımcılığı, ihmali ve suiistimali ile sonuçlanması mümkündür. Gelecekte önümüze ciddi sonuçları ile gelecek olan ileri yaşlarda bakıma muhtaçlık sorunu konusunda halihazırda yaşlı nüfusa sahip gelişmiş ülkelerin tecrübeleri, geliştirdikleri politikalar ve başarılı pratik uygulamalar vardır. Bakım sorumluluğunu aile bireyleri yüklenecek ise gerektiği durumlarda destek alabilecekleri mekanizmalar oluşturulmalı, ailenin bu yükü kaldırmasının mümkün olmadığı durumlarda ise profesyonel bakım olanağı gereksinim duyan tüm kişilere açık olmalıdır.

Demografik değişim ile birlikte gelen bakıma muhtaç kişilerin sayısında artış olumsuz bir gelişme olarak görülebilir, ancak yaşlı nüfusun geçmişe göre daha aktif ve sağlıklı olarak yaşlanmaya başladığı da gerçektir. Günümüzde 60 yaş artık orta yaş olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Toplumun tüm kesimleri daha sağlıklı bir yaşlılık sürdürmek ve mümkün olduğunca bakıma muhtaçlıktan kaçınmak istemekte ve bunu gerçekleştirmek için gayret göstermektedir. Sağlıklı yaşlanmak için önerilen bilgilere ulaşmak ise günümüz koşullarında çok kolaydır. Ülkemizde yaşlılar haftası her sene 18-24 mart tarihleri arasında kutlanmaktadır. Hafta boyunca bolca edilen sevgi, saygı sözleri içeren söylemler ile olumlu bir gelişme olan daha uzun yaşam beklentisi ve daha ileri yaşlara kadar yaşayabilme şansını kutsamanın yanı sıra bu gelişmelerin beraberinde getirdiği sorunların ortaya konması, tartışılması ve olası çözüm yolları için gerekli adımların atılması bu haftayı çok daha anlamlı kılacaktır.

Gerontolog Dr. Suzan Yazıcı


Yazdır   e-Posta