Hiçbir gerekçesi olamaz


Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşanan şiddet nedeniyle tabip odasında bir basın toplantısı düzenlendi.

Açıklamaya şiddete uğrayan hekim ile sağlık çalışanlarının yanısıra, Antalya Tabip Odası, SES (Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası), ANTEHED (Aile Hekimleri Derneği) yönetici ve üyeleri katıldı.

Antalya Tabip Odası odası toplantı salonunda yapılan açıklamayı oda başkanı Prof.Dr. Nursel Şahin okudu.

Hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin tüm hızıyla sürdüğünü belirten Prof.Dr. Nursel Şahin , “Gün geçmiyor ki yeni bir şiddet haberi gelmesin. Yine 21.12.2018 tarihinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde meslektaşlarımız ve sağlık çalışanları şiddete uğradı. Çalıştığımız sağlık kurumlarında ölümlere kadar varabilen saldırılara hedef olmamızın kabul edilebilir, anlaşılabilir, haklı gösterilebilir hiçbir gerekçesi olamaz.” dedi.


“Daha önce yaşanan şiddet olaylarında olduğu gibi bu olay da da sürecin her türlü takipçisi olacağımızı ve meslektaşlarımızın yanında olduğumuzun bilinmesini kamuoyuna duyuruyoruz.” diyen Prof.Dr. Nursel Şahin, “Sağlıkta Şiddet Yasası’ nın caydırıcı şekliyle çıkarılması ve sağlık ortamında şiddeti körükleyen politikalara son verilmesi zorunludur. Hekimler ve sağlık çalışanları hedef gösterilerek hiç bir sorun çözülemeyeceği gibi derinleşerek geride sadece mesleğini yaptığı için hayatını kaybeden yaralanan sakat kalan psikolojik travma kalıntıları olan insanlar kalacaktır. Artık yeter yüzlerce binlerce sabır taşı çatladı. Daha neyi bekliyorsunuz ? Hayatın her alanında olması gerektiği gibi sağlıkta şiddet sona ersin” şeklinde konuştu..

 

BASINA VE DEĞERLİ HALKIMIZA

Hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ne acıdır ki tüm hızıyla sürüyor. Gün geçmiyor ki yeni bir şiddet haberi gelmesin.

Yine 21.12.2018 tarihinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sabaha karşı 5:30 sıralarında hasta yakınları yoğun bakım kapılarını zorlayarak içeriye girmişlerdir. Bu sırada görevli asistan hekim arkadaşımız ve görevli diğer sağlık çalışanları nöbet esnasında tıbbi bulguları kötüleşen hastalarına gerekli olan tüm müdahaleleri yapıyorlardı. O esnada yapılması zorunlu tıbbi müdahaleyi yapan hekim ve sağlık çalışanları fiziksel ve sözel şiddet uygulaması ile karşı karşıya kalmışlardır. Tüm fiziksel ve sözel saldırıya rağmen saldıran kişilere karşı bir şiddet uygulanmamıştır. Şiddet uygulanan hemşirelerden bir tanesi saçından tutulup başı yere vurulmuş ve şiddetin etkisiyle bayılmış, acil müdahale gerekmiştir. Bu şiddet güvenlik görevlileri gelinceye kadar artarak devam etmiştir.

Çalıştığımız sağlık kurumlarında ölümlere kadar varabilen saldırılara hedef olmamızın kabul edilebilir, anlaşılabilir, haklı gösterilebilir hiçbir gerekçesi olamaz.

Orada saldırıya uğrayan sadece o hekim ve sağlık çalışanı değildir. Ülkedeki tüm hekimler ve sağlık çalışanları kendileri saldırıya uğramış, yaralanmış ve kendileri ölmüş gibi hissetmektedirler.

Kendine sadece ve sadece görevini yaptığı için her an saldırabilecek hasta ve hasta yakını tarafından şiddet uygulanabileceği psikolojisiyle sağlıklı bir hizmet sunumu beklenemez.

Hastalarla biz hekimlerin talep ve beklentileri birbirinin karşısında değildir. Her iki tarafta iyi bir sağlık hizmeti sunumunda kenetlenmelidir. Halkımız politik şovlarla hedef gösterilen sağlık çalışanlarının yanında yer almalıdır.

Çok uzak değil, ekim ayında bir hekim arkadaşımızın vahşice katledilmesiyle hekime ve sağlık çalışanlarına şiddet en üst boyutunda devam etmiştir. Tüm ülke genelinde hekimler haklı taleplerini ifade etmek ve bu konuda çözüm üretmek için alanlarda çözüm yeri olan meclise adeta haykırmışlardır.

Ancak büyük şovlarla sağlıkta şiddetin önüne geçileceğini iddia ettikleri torba yasa fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Sağlık çalışanları ve toplum adeta kandırılmış ve başka emellere alet edilmiştir. Çıkartılan yasa her birimizin yaşam hakkını tehdit eden şiddeti bırakın ortadan kaldırmayı azaltmak için bile hiçbir yeni düzenleme getirmemiştir. Yine sağlıkta şiddet iktidarın torba yasa içerisinde hedeflenen felaket yasaları içerisinde heba edilmiştir. Ülkemizdeki hekimlerin talepleri çok net ve insancıldır.

Tüm bu gerekçelerle; sağlıkta şiddetin son bulması için, Türk Tabipler Birliği sorumluluğu gereği hukukçularıyla çalışma yapmış ve bir yasa teklifi ortaya çıkartmıştır. TTB'nin önerdiği bu teklif; (Türk Ceza Kanununa ek madde önerisi “Üçüncü bölüm, Kamunun sağlığına karşı suçlar, Sağlık hizmetini engelleme, 1. Sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık personeline karşı, sağlık hizmeti sunumu esnasında ve ya verilen sağlık hizmetinden kaynaklanan nedenlerle cebir, şiddet ve ya tehdit kullanan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2. Bu fiiller sonucu sağlık hizmeti kesintiye uğramış ise yukarıdaki fıkraya göre belirlenen yarı oranında artırılır.)

Sorunu çözmesi gerekenler bu teklifi görmezden duymazdan gelmişlerdir. Oysa hayatın her alanındaki şiddetin ortadan kaldırılması için birinci ve önemli adım caydırıcı yasaların çıkartılmasıdır. Yasaların caydırıcılığı sadece hekim ölümlerinde mi olmalı?

Şiddeti uygulayanların tutuklanması ve cezalandırılması için illaki hekim ve sağlık çalışanlarının ölmesi mi gerekiyor?

“Sağlıkta Şiddet Yasası’ nın caydırıcı şekliyle çıkarılması ve sağlık ortamında şiddeti körükleyen politikalara son verilmesi zorunludur. Hekimler ve sağlık çalışanları hedef gösterilerek hiç bir sorun çözülemeyeceği gibi derinleşerek geride sadece mesleğini yaptığı için hayatını kaybeden yaralanan sakat kalan psikolojik travma kalıntıları olan insanlar kalacaktır. Artık yeter yüzlerce binlerce sabır taşı çatladı. Daha neyi bekliyorsunuz ? Hayatın her alanında olması gerektiği gibi sağlıkta şiddet sona ersin.

Tüm hasta, hasta yakını ve yurttaşlarımızın bu gerçekleri görmesi gerektiğini belirtiyor ve desteklerini bekliyoruz. Daha önce yaşanan şiddet olaylarında olduğu gibi bu olay da da sürecin her türlü takipçisi olacağımızı ve meslektaşlarımızın yanında olduğumuzun bilinmesini kamuoyuna duyuruyoruz.

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
ANTALYA TABİP ODASI

 


Yazdır   e-Posta