Pandemide Okulların Açılması

Değerli Meslektaşlarımız,

Eğitim-Sen ve Antalya Tabip Odası olarak Okulların açılması kararı ile ilgili 28 Ağustos Cuma günü saat:12.30'da basın açıklaması yapılmıştır. Basın açıklamasına odamız adına Dr. Naci İŞOĞLU ve Dr. Aydan İZGİ katılmıştır.

Saygılarımızla..

Antalya Tabip Odası

BASINA VE KAMUOYUNA

 ''Okulların kapısına kilit vurmamız söz konusu olmayacağına göre sağlıklı çözüm bulunmalıdır. ''Ön koşul salgının kontrol altına alınmış olmasıdır''

      Pandemi’ nin halen devam ettiği yakın zamanda bitmesinin olası görünmediği bu dönemde; okulların açılması kararı, çok boyutlu değerlendirilmesi gereken ve toplum sağlığı açısından önemli sonuçları olabilecek bir durumdur. Dünya ölçeğinde 1,4 milyar öğrenci etkilenmiştir. Ülkemizde de MEB verilerine göre 2018-2019'da 66.849 okul, 18.108.860 öğrenci, 1.077.307 öğretmen bulunmaktadır. Dolayısıyla  öğrencilerin eğitimlerini, sosyal ve psikolojik gelişimlerini ve öğretmenlerin yanı sıra başta bütün okul çalışanları ve aileler olmak üzere milyonlarca kişiyi birinci derecede ayrıca bütün toplumun sağlığını ilgilendirmektedir.

     Okulların kapısına kilit vurmamız söz konusu olmayacağına göre  soruna çözümsel yaklaşmak gerekiyor. Çocukların erişkinlere göre  hastalığı hafif veya belirtisiz geçirdiği bilinmektedir. Bu anlamda çocukların influenza vb. viral salgınlarda hastalığın toplumdaki yayılımında rolleri olduğu da açıktır. Dünya ve ülkemizde bu yaş gruplarındaki istatistiki çalışmalar mutlaka değerlendirilmelidir.

      Önlemlerin tam olarak alınması durumunda bile riskin tamamen ortadan kalkmayacağı, bulaşmayı tamamen engellemenin mümkün olmayacağı öngörülmelidir.

       Ortaya çıkacak yeni durumlara göre yeni kuralların veya yeniden kapanmanın gündeme gelebileceğine ilişkin kriterler önceden mutlaka belirlenmeli ve paylaşılmalıdır. Salgının gerçek durumu bilinmeden yeniden açılma için önerilen kriterlerin yeterlilik sağlayıp sağlayamayacağı değerlendirmesi gerçekçi olamaz. Ön koşul salgının kontrol altına alınmış olmasıdır. Bu nedenle ;

-Öncelikle mevcut durum  tüm şeffaflığı ile ortaya konulmalıdır. Sahadan gelen bilgilerle resmi açıklamalar arasındaki tutarsızlık giderilmelidir.

-Salgın kontrolümüz altında mıdır? Resmi açıklamalar dikkate alındığında bilimsel bir yaklaşımla yeni vakaların sayısının iyileşen vakalardan fazla olması durumunda salgın kontrolden çıkması olarak değerlendirilmektedir.Ki bu durumu yaşamaya başladık.

- Olası diğer viral salgınların değerlendirilmesi yapılmış ve önlem alınmış mıdır.

-İlerleyen sürece ilişkin bir değerlendirme yaptığımızda ortaya çıkan projeksiyon nedir? 

 -Eğitimdeki yaygın ve derin eşitsizliklere göre alınan kararların pratikte yaratacağı olumsuzluklar ön görülmüş müdür?

      Uluslararası deneyimler, yayılma hızının düşük olması halinde,  bilimsel değerlendirmelere göre belirlenmiş sınıflarda önlemler alınarak eğitimin okullarda sürdürülebileceğini ortaya koymuştur. Bununla birlikte yayılma hızının yüksek olduğu toplumlarda riskin artabileceği ifade edilmiştir.

     Görünen o ki  en önemli  cevabı verilmesi gereken soru,  ülkemizdeki yayılma hızı nedir.

Okulların açılmasına karar verdiğimizi varsaydığımız da;ki bugün için 21 Eylül tarihi bellidir.

1-Okulların dezenfeksiyonunun sağlanması,

2-Kişisel hijyen sağlanması,

3- Kişisel korunmada en önemli olan maske ve diğer malzeme temini,

4-Fiziksel temasın azaltılması için Sağlık Bakanlığı’nın önerileri doğrultusunda en az 4 metrekareye bir kişi düşecek şekilde eğitimci, personel ve öğrenci planlaması yapılmış mıdır? 5-Okullarda uygun havalandırma, fiziksel mesafenin ayarlanması, giriş ve çıkışlarda kalabalığa izin vermeyecek mekansal değişiklikler, dinlenme, ihtiyaç giderilecek alanlar, girişlerde ateş ölçümü sağlayacak personel ve ekipman sağlanmış mıdır?

6-Öğrenciler, okul çalışanları ve aileler için, hastalık, korunma yöntemleri, açılma dönemindeki kurallar  konularında yeterli düzeyde bilgilendirme programı yapılmış mıdır?Acilen bu konuda adım atılmalıdır.

7-Okul ulaşımını sağlayacak toplu taşıt ve servislerde önlemler alınmış mıdır.

8-Risk gruplarını da içeren yeterli sayıda günlük test  yapabilecek kapasite ve eğitimli personel var mıdır?

9-Pandemi sırasında okul sağlığına ve yeniden açılımına ilişkin  bir rehber hazırlanmış mıdır?

Bu çalışma çok önemlidir ve sürecin bütün ilişkilendiği alanların uzmanlarıyla ortak bir çalışma olarak ortaya konulmalıdır. Türk Tabipleri Birliğinin bu konuda çok değerli çalışması bulunmaktadır.

10-Kararlar bilimsel ve yönetsel açıdan titizlikle değerlendirilerek alınmalıdır.

         Bu nedenle tüm ilgili tarafların, bilim insanlarının  görüşleri alınarak planlama, takip  protokolleri ortaya konulmalı ,zamanında sorun tespit edilmeli ve müdahale edilmelidir. Bu konudaki başarı ilgili birimler, toplumla iletişimin güçlü olması ve yeterli kaynak aktarımı ile sağlanabilir.

         Veriler şeffaf olarak doğru bilimsel değerlendirmeye olanak sağlayacak şekilde paylaşılmalıdır.  Bu her aşamada, salgının iyi yönetilmesi ve kontrol  altına alınması  için en önemli gerekliliklerden birisidir. Ailelere, öğrencilere, eğitimcilere, okul çalışanlarına ve tüm topluma kararın gerekçesi anlatılmalıdır. Alınacak önlemleri bilmeleri, onların da sürece katılması,  uyumu , işbirliğini sağlamak ve başarı için gereklidir. Toplumsal dayanışma için şeffaflık ve  açıklık şarttır.

          Kişilerin salgının büyümesinde sorumlu olduğu ve suçlu oldukları yaklaşımından tamamen uzaklaşılmaldıır. Bireysel sorumlulukların yanında devlet mekanizmalarının da sorumluluklarını yerine getirdiği duygusu toplumda hissettirilmelidir. Yaşadığımız süreç bireysel sorumluluğa indirgenemeyecek düzeyde ülkemiz ve dünya için önemlidir.

          Öte yandan, okul ortamında verilen eğitimin çocuklar ve gençler için sağladığı yararlar dikkate alınarak, okulların  güvenli biçimde açılmasını sağlamak için gerekli bütün çaba bütünlüklü olarak gösterilmelidir. Okullar, sadece öğrencilerin akademik başarıları, meslek edinmeleri değil, fiziksel, ruhsal, sosyal sağlığına ayrıca davranışsal ve zihinsel gelişimine katkıda bulunan önemli bir unsurdur.  

           Ayrıca okullar, öğrenciler için güvenli öğrenme ortamı sağlayan, ebeveynlerin  çalışma yaşamına katılımına olanak veren yapılardır.  

           Okulların kapatılması, özellikle düşük sosyoekonomik gelire sahip aileler için  önemli bir kayıptır. Bazı aileler, çocuklarının uzaktan öğrenmeye katılması için gerekli  donanıma sahip olmayabilir. Bu durum eğitimde var olan eşitsizliklerin daha da derinleşmesine ve psikolojik etkilenimlerin artmasına da yol açacaktır. Online eğitimde ölçme/kodlama üzerine kurulu eğitim modelini uygulama fırsatı bulmuş, olsak da  bu konuda yaşanan olumsuzluklar, konunun en baştan  yeniden ele alınmasını gerektirecek ciddiyettedir. Tüm dünyada tartışılmakta olan “yükseköğretimde dijitalleşme” konusu ülkemizde de her yönüyle  incelenmeli, tartışılmalı ve gözden geçirilmelidir. Okulların açılması kararı verilirken koşulların yerel özelliklere, eğitimin düzeyine, mevcut olanaklara ve gereksinimlere  göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gereklidir. Bu değerlendirme yapılırken;

-İzlenecek strateji, eğitimde varolan eşitsizlikleri artırmamalı, tersine bu eşitsizlikleri pandemi koşullarında bile olsa gidermeyi amaçlamalıdır,

-Okulların açılması, eğitimin sürdürülmesi veya ara verilmesi gibi kararlar, mevcut bilgiler ve bilimsel kanıtlar çerçevesinde  ülkemize özgü belirlenmiş ölçütlere dayanarak yapılmalı ve bu ölçütler toplumla paylaşılmalıdır,

-Gerek okul çocukları, gerek öğretmenler gerekse aile bireylerinden risk grubunda bulunanlara yönelik alınan koruma önlemleri  belirlenmeli ve uygulanmalıdır.

- Öğretmen-öğretmen, öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci etkileşimlerinin fiziksel koşulları ile ilgili kuralların ne olması gerektiği ve kurallara uymanın nasıl sağlanabileceği, izlenebileceği belirlenmelidir.

- Ders saatleri ve ders araları konusunda teması en aza indirgeyecek ayarlamalar karmaşaya yol açmayacak şekilde yapılmalıdır,

- Pandemi döneminin oluşturduğu gereksinimler de göz önüne alınarak birinci basamak sağlık hizmetleri düzeyinde okul sağlığı  hizmetleri yeniden yapılandırılmalıdır. Yeterli personel altyapı donanım sağlanarak etkinleştirilmelidir, Bu konuda yaşanan karmaşa kaos mutlaka giderilmelidir. Bu konunun yetersiz alt yapı ve yetersiz personel sayısına sahip toplum sağlığı birimi ve aile hekimi arasına sıkışıp kalmayacak derecede önemli olduğu görülmelidir.

-Okullarda psikososyal hizmetlerle ilgili ihtiyaçlara yönelik bir yapılanma ve örgütlenme modeli oluşturulmalıdır, 

- Türkiye’nin bu öncelikli ve önemli konuda kısa, orta ve uzun vadeli bir stratejik plana ihtiyacı vardır. Son zamanlardaki hızlı açılımın yarattığı olumsuzluklardan ders çıkartarak kontrollü ve aşamalı bir strateji ortaya konulmalıdır. Her adımda sorunlar belirlenmeli ve giderilmelidir. Süreç kontrollü yaygınlaştırma ekseninde sürdürülmelidir. Tüm karar süreçlerine tüm bileşenler katılmalıdır.

   Ülkemizde mevcut durum, salgının ilk dalgasını kontrol altına alamadan bir artış eğiliminde olduğumuzu, salgının kontrolden çıkmaya başladığını göstermektedir. Türk Tabipleri Birliği ve Antalya Tabip Odası olarak başta sorumlu idari mekanizmalar olmak üzere herkesi, salgında başarının bulaşıcılığı ve hastalanmayı önlemekte olduğunu hatırlatıyoruz. 21 Eylül’e kadar Türkiye’de salgının kontrol altına alınabilmesi için her türlü çabayı göstermeye çağırıyoruz. Bu çabada en büyük pay şeffaf paylaşım ,dayanışmaya açık yaklaşımla önlemleri ve etkinliğini arttırması gereken yönetimdedir. Sorunları görmezden gelerek, üstünü örtmeye çalışarak tek başına ekonomik kaygılarla bu süreç yönetilemez. Devlet tüm olanaklarını kaynaklarını amasız fakatsız insana ve yaşama dönük kullanmalıdır.  Başarının ön koşullarından birisi sürecin sağlık ve eğitim başta olmak üzere ilgili meslek örgütleri, sivil yapılanmaların görüşlerinin de alınarak planlanmasıdır. Okullar açılmadan yapılan ön hazırlık ,seminer çalışmaları, okulların mevcut durumu, koruyucu malzeme teminin deki sorunlar yaşayacağımız tehlikenin habercisidirler. Şimdiden ilk adımda bunları görmemiz gerekir. Başta Sağlık Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı olmak üzere meslek örgütlerini dışlama yaklaşımından biran önce uzaklaşmaları gerektiğini ifade ediyor, son günlerde yaşanan hekim ölümlerini artık duymak istemediğimizi ve ölmek istemediğimizi haykırmak istiyoruz.

Antalya Tabip Odası


Yazdır   e-Posta