BASIN BİLDİRİSİ

Ülkemizde “Şehir Hastanesi” kamu-özel ortaklığının yap-kirala-devret modeliyle yaptırılan ve işletilen hastaneler sağlığımızın geleceğini de ilgilendiren israf ve sorunlar yumağıdır. Her ne kadar kamu hastanelerinin yeni ve modern şekli olarak tanıtılsa da “kamu” ile ilgisinin olmadığı açıktır. Şehir hastaneleri kamu adını kullanarak küresel sermayeye yeni ve büyük bir kaynak aktarmanın aracı olarak kullanılmaktadır.

En başta gelen sorunlardan biri hastane binalarının ve donanımının kamuya çok yüksek maliyetidir. Şehir hastanelerinin yıllık kira bedelleri incelendiğinde, çok yüksek tutarların ödendiği/ödeneceği anlaşılmaktadır.

2020 Yılı Yatırım Programı’nda 10 adet şehir hastanesi için sadece bina kirası olarak ayrılan tutar 31 Milyar 45 Milyon 282 Bin 679 TL olarak gösterilmiştir. Bugüne kadar 20 şehir hastanesi sözleşmesi imzalanmıştır. Ancak başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere konunun ilgilisi diğer bakanlıkların da kamuyu aydınlatmaktan kaçınmaları nedeniyle şehir hastanelerinin toplam sözleşme bedelleri, sözleşmelerin güncellenmesiyle oluşan ek maliyetler, yapılmış ve yapılması planlanan ödemelere dair açık ve net bir bilgiye bugüne kadar ulaşılamamıştır. Öte yandan Sağlık Bakanı 2020 yılı yatırım programında yer alan 10 şehir hastanesinin daha önce bütçe görüşmelerinde belirttiği gibi klasik ihale yöntemi ile yapılıp yapılmayacağını açık bir şekilde ifade etmelidir.

Şehir hastaneleri için Sağlık Bakanlığı tarafından bugüne kadar 2017 yılında 3 ayda 124.721.247 TL kira, 185.609.969 TL hizmet bedeli, toplam 310.331.216 TL, 2018 yılında 1.152.652.117 TL kira, 1.047.948.486 TL, hizmet bedeli toplam2.200.600.603 TL, 2019 yılında 2.755.865.554 TL, 2.332.180.599 TL hizmet bedeli toplam 5.088. 046.153 TL, ödeme yapılmıştır. İki yıl üç aylık kira ve hizmet bedeli ödemesi toplamı 7 Milyar 598 Milyon 977 Bin 974 TL’dir. 2020 yılının ilk iki ayının mali tablolarıysa henüz açıklanmamıştır.

Bununla birlikte Sağlık Bakanlığı kamu özel ortaklığı finansman modelinin ek maliyet getirdiğini kabul etmiş ve 2020 yılı itibariyle “şehir hastanesi” ismini kullanarak, bütçe kaynaklarıyla devlet hastanesi yapılması kararı açıklanmıştır. Yatırım Programı’na 10 adet hastane alınmıştır. Bunlar Antalya, Aydın, Denizli, Diyarbakır, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, İstanbul-Sancaktepe ve Trabzon’dur.

Bu 10 hastanenin toplam yatırım tutarı 10 Milyar 104 Milyon 694 Bin 629 TL’dir. Yani şehir hastanelerine hiçbir akılcı açıklaması olmamasına karşın 3 kat fazla ödeme yapılacaktır. Kaldı ki şehir hastanelerine enflasyon ve kur garantilerinin yanında ayrıca miktara bağlı hizmetlerde yüzde 70 gibi doluluk oranı üzerinden hesaplanan alım garantileri verilmesi nedeniyle yapılacak ödemelere dair netlik yoktur.

Sayıştay Başkanlığı tarafından yayınlanan ‘Sağlık Bakanlığı 2018 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’, büyük önem taşımaktadır. Örneğin, Yozgat Şehir Hastanesi’nin çamaşırhane hizmetlerini yürüten alt yüklenicisinin, Sorgun Devlet Hastanesi’ne de aynı hizmeti sunduğu; Sorgun Devlet Hastanesi’ne hizmet karşılığı olarak teklif ettiği bedel ile şehir hastanesine sunduğu çamaşır hizmetinin ortalama birim fiyatı arasında 14 kat fiyat farkı olduğu tespit edilmiştir. Şehir hastanelerinde gerek ‘destek hizmetleri’, gerekse de ‘tıbbi destek hizmetleri’ taşeron şirketlerden çok daha yüksek bedellerle satın alınmaktadır.

Temel sorun alanları başta finansman yöntemi olmak üzere, yer seçimi, kent merkezlerindeki hastanelerin kapatılmasıyla birlikte yurttaşların söz konusu hastanelere ulaşım ve erişim sorunları, taşınacak kamu hastanelerinin boşaltacağı yerleşkelerin durumu ve taşınacak kamu hastanelerindeki hem sağlık hem de destek hizmetlerinin sunulması ile ilgili imtiyazlar ve sağlık çalışanlarının istihdam ve özlük hakları sorunları olarak sıralanabilir.

Şehir hastanelerinin hizmet sunmaya başlamasıyla birlikte şehrin dışında yapılmış olması nedeniyle hem hastalar/hasta yakınları hem de hekimler ve sağlık çalışanları açısından ulaşım sorunlarına yol açmıştır. Tasarımının yataklı tedavi hizmetleri işleyişine uygun olmaması, teknik alt yapının yetersiz ve kalitesiz oluşu, yönetimde iki başlılık yüzünden sorunların çözülmek yerine sürüncemede kalmaktadır. Hastane binasının anormal büyüklüğü ve bölümler arasındaki mesafelerin uzaklığı nedeniyle sağlık hizmetinin bütünselliği ortadan kalkmıştır. Şehir hastaneleri tasarlanırken otelcilik hizmetlerinin ön plana çıkartıldığı; ancak acil, ameliyathane, yoğun bakımlar ve kliniklerde sağlık hizmeti sunulmasına ilişkin temel ilkelerin göz ardı edildiği anlaşılmaktadır Buna bağlı olarak hasta bakımının aksaması, eğitimsiz ve yetersiz sayıda personel sayılabilir.

Türk Tabipleri Birliği sorunları Sağlık Bakanlığı ile paylaşmıştır. Hem hasta güvenliği hem de sağlık çalışanlarının sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda önlem alınması beklentimizi pek çok kez dile getirilmiş olmasına rağmen bakanlıktan bugüne kadar herhangi bir yanıt alınamamıştır.

Türk Tabipleri Birliği’nin uğraşları ve verdiği mücadele sonucunda Hükümetin kamu-özel ortaklığı yönteminden vazgeçmiş olması yeterli değildir. Şehir hastanelerinde çalışan hekimler ve sağlık çalışanları mutsuzdur. Hizmet almaya çalışan halk zorlanmaktadır.

Şehir hastaneleri çağdaş, bilimsel, halkın ihtiyacını karşılayacak bir hastane modeli değildir.

Sağlık Bakanlığı’nın bütçesini ve geleceğimizi rehin alan, akılcı ve bilimsel olmayan bu ağır yükten kurtulmak için mevcut şehir hastaneleri acilen Sağlık Bakanlığı’na devredilmelidir.

Yeni hastaneler bilimsel yaklaşımlar ışığında Türk Tabipleri Birliği ve hekimlerin taleplerini içeren bir program dahilin de gerçekleştirilmelidir.

Sadece şehir hastanelerine aktarılan kaynakla ülkemizin neredeyse tamamına yakınına ihtiyaca karşılık verecek, ulaşılabilir, iyi işleyişe sahip, akılcı ve bilimsel sağlık altyapı olanağına kavuşturulabilir. Akılcı ve bilimsel olmayan, bütçeyi eriten yatırımlar halk sağlığına zararlıdır. 

 Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu

 

 


Yazdır   e-Posta