Antalya Şehir Hastanesi: Kaynak ve Emek İsrafı Mı?

Değerli Meslektaşlarımız,

“Antalya Şehir Hastanesi: Kaynak ve Emek İsrafı mı? Konulu basın açıklaması 5 Nisan 2021 Pazartesi günü saat:12.30 ‘da odamız toplantı salonunda yapılmıştır.

Basın açıklamasını okuyan Antalya Tabip Odası Başkanı Prof.Dr. Nursel Şahin, “ktidar Kamu Özel İşbirliği(KOİ) modeliyle yaptırdığı şehir hastaneleri modelinden vazgeçti. Ama ne şehir hastanelerinden ne de sevdalı olduğu inşaat şirketlerinden vazgeçemiyor.

Aydın, Samsun ve Antalya Şehir Hastanelerinin yapım işlerine dair ihalelerin, Kamu İhale Kanunu’nun özel hallerde kullanılabileceği belirtilen Pazarlık Usulü başlıklı 21.maddesi kapsamında gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu ihalelerdeki özel hal “b fıkrası”na dayandırılmaktadır.

Sağlık hizmetlerini, koruyucu ve önleyici olmaktan çıkararak tedaviye endeksleyen özelleştirme politikalarının geldiği nokta daha çok hasta, daha çok hastane, daha çok yataktır.

Bu 21/b usulüyle yapılan her Şehir Hastanesi ihalesi KÖO ile yapılan, geleceğimizi 25 yıl ipotek altına alan önceki Şehir Hastanelerinin vermiş olduğu zararın itirafıdır. 

Antalya’nın böylesi büyük bir hastaneye ihtiyacı yok. Mevcut kamu ve özel sağlık işletmeleri hem ihtiyacı karşılıyor hem de kolayca ulaşılabiliyor. Aksine günümüzde sağlık yatırımları öncelikli olarak koruyucu ve önleyici hizmetlere, sağlığı geliştirmeye odaklanmalıdır.” dedi.

Basın açıklaması yönetim kurulu üyelerimiz ve meslektaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirilmiştir.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ.

BASIN METNİ

ANTALYA ŞEHİR HASTANESİ: Kaynak ve Emek İsrafı mı?

1 milyar 350 milyon 970 TL yaklaşık maliyeti belirlenen Antalya 1000 yataklı Şehir Hastanesi yapım işi ihalesi 29 Aralık’ta gerçekleşmiş ve İhale 990 milyon TL’ye Kolin İnşaat ve Peker’ler İş ortaklığına verilmişti. 18 Mart’ta Kepez Göçerler Mahallesi’nde inşaatına başlanan proje Nisan 2023’te tamamlanacak.

İktidar Kamu Özel Ortaklığı (KÖO) modeliyle yaptırdığı şehir hastaneleri modelinden vazgeçti. Ama ne şehir hastanelerinden ne de sevdalı olduğu inşaat şirketlerinden vazgeçemiyor. Nedeni belli. Şehir hastaneleri döviz kuru ile yapılan teminat ve kira bedelleri ile bütçede kara delikler oluşturmuştu. Her geçen yıl bütçeye KOİ’ler için ayrılan pay artmaktaydı.

Sağlık bakanlığı 2020 yılında müteahhitlik şirketlerine 8,7 milyar TL kira ve hizmet bedeli ödedi. 2021 yılı için Sağlık Bakanlığı bütçesinden 16,4 milyar TL ödenek ayrıldı. Bu bedelle yani bir yılda ödenen kira ve hizmet bedelleri ile 1000 yataklı 8 şehir hastanesi yapılabilmektedir.

Aydın, Samsun ve Antalya Şehir Hastanelerinin yapım işlerine dair ihalelerin, Kamu İhale Kanunu’nun özel hallerde kullanılabileceği belirtilen Pazarlık Usulü başlıklı 21.maddesi kapsamında gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu ihalelerdeki özel hal “b fıkrası”na dayandırılmaktadır. Söz konusu fıkrada belirtilen özel hal ise “Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen, yapı veya can ve mal güvenliğinin sağlanması açısından ivedilikle yapılması gerekliliği idarece belirlenen hallerde veyahut idare tarafından önceden öngörülemiyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması” olarak kaleme alınmıştır.

Şehir Hastaneleri yapım ihalelerinin hangi gerekçelerle bu fıkradaki özel hale girdiği anlaşılabilir değil. Ayrıca 2008 yılında eklenen değişik ikinci fıkra ile ilan yapılması zorunluluğu kaldırılmış, üç isteklinin davet edilmesi ile ihalenin yapılabilirliği sağlanmıştır. Bu ihale yönteminin tercih edilmesi, yandaş inşaat şirketleriyle rant paylaşımının ifadesi olarak değerlendirilebilir bir tutumdur. Antalya Şehir Hastanesi ihalesi de gizli kapaklı, o çok bilindik inşaat firmasına rekabete açık olmayan pazarlık usulüyle verilmiştir.

Türkiye’deki Şehir hastaneleri, kamu-özel sermaye ortaklığı ile genellikle şehir dışına yapılan, içinde otel, alışveriş merkezi gibi ticari alanlar da bulunan çok yataklı hastanelerdir. Devletin ücretsiz olarak verdiği kamu arazisi üzerinde özel sermaye tarafından çok yüksek bedellerle yapılıyor ve ileri teknoloji ile donatılıyorlar. Yatırım bedelini karşılamak üzere devlet özel sektöre 25 yıl boyunca kira ödemeyi taahhüt ediyor. Ayrıca doğrudan sağlık hizmeti dışında kalan görüntüleme, laboratuvar, bilgi işlem, güvenlik, temizlik, yemekhane gibi tüm ek hizmetler yine bu şirketlere bırakılmakta. Şirketler buna ek olarak, “kampus dışı ticari alan‘’ adı altında, hastanelerin çevresine kurdukları ticari alanları (otel, alışveriş merkezi, restoran, cafe, çiçekçi vs) işleterek de kar elde eder ve bu gelirleri KDV, damga vergisi ve harçlardan muaf olur. Bu düzenlemeler bir süre “Kamu-Özel Ortaklığı ” adıyla anıldıktan sonra, adı birdenbire “Şehir Hastanesi” olarak değiştirildi.

Dünya Bankası’nın tavsiye ettiği bu model sadece büyük uluslarası şirketleri zengin etmeye yönelik olup, ulusal kaynakların israfına ve sağlık risklerine yol açmaktadır.

Şehir hastanelerinin tümü 1000 yatağın üstünde planlandı. Bu büyük bir verimsizlik ve  kaynakların boşa harcanmasıdır. Bazı şehir hastaneleri ise 3 bin yatak kapasitesini aşabiliyor. Ankara’da Bilkent ve Etlik, toplam 7 bin 200 yatak kapasiteli iki şehir hastanesi olarak planlandı. Buna karşılık Ankara’nın çeşitli semtlere dağılmış 15 hastanesi kapatıldı. Bilindiği gibi, hastanelerdeki yatak sayısı, verimlilik açısından çok önemli bir göstergedir. Genel olarak yatak sayısı az olan (100 yataktan düşük) ve çok fazla olan (600 yataktan yüksek) hastanelerin verimlilik açısından sorun yaşadıkları bilinmektedir. Bilimsel çalışmalara göre orta büyüklükteki (150-300 yatak) hastanelerin diğer büyüklükteki hastanelere göre daha verimli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Şehir hastaneleri için tercih edilen yüksek yatak sayısı, geçmişteki deneyimlere ve bilimsel araştırmaların sonuçlarına aykırılık oluşturmaktadır.

Antalya’da da mevcut kamu hastaneleri kapatılacak mı ya da hangileri kapatılacak? Öte yandan hizmet insanların ayağına götürülmüyor, aksine hem şehir içi ulaşım açısından, hem de hastanenin kapsadığı alanın büyüklüğü açısından ulaşmak güçleşiyor. Bu hastanelere ulaşım için yapılan yol, tramvay vb. yapımı da hem kaynak israfı hem de kamudan kaynak aktarımı olarak kullanılmaktadır.

Şehir hastanelerinde ortalama olarak yatak başına 287 m2 kapalı alan düştüğü görülüyor. Bir hastanenin gerek yapım gerekse de hizmet sunumu maliyetlerini yükseltmek için en etkin yollardan birisi. Çünkü gelişmiş ülkelerde yeni yapılan hastanelere bakıldığında yatak başına düşen kapalı alanın genel olarak 150-200 m2 dolaylarında olduğu görülüyor. Yatak başına düşen kapalı alanın çok fazla olması, başta enerji tüketimi olmak üzere, havalandırma, aydınlatma ve temizlik giderlerinin artmasına yol açar. Örneğin; Ankara Şehir Hastanesine günde 100 bin kişinin girip çıkacağı düşünülürse, sadece enfeksiyondan korunması bile büyük sorun oluşturacaktır.

İngiltere ve Kanada gibi ülkelerdeki uygulamalar tek başına kamu sektörü ile karşılaştırıldığında; kamu- özel ortaklığı yönteminde sermaye maliyetinin ve inşaat maliyetinin daha pahalı olduğu anlaşılmıştır. KÖO hastane sözleşmeleri genellikle gizli, kamu denetiminden uzaktır. Sözleşmelerin ayrıntısı istediğinde, "Ticari sır" gerekçesiyle yanıt verilmemiş, KÖO ihaleleri ile ilgili belgelere ancak mahkeme kararı ile ulaşılabilmiştir. Bu şirketlere sadece Türkiye’de hazine ve kullanım garantisi veriliyor. Aynı zamanda Şehir hastanelerinde yüklenici firmaya yüzde 60-70 doluluk garantisi verilmekte. Doluluk sağlanmadığında devlet açığı ödeyeceği güvencesini vermiş.

Sağlık Bakanlığı’nın 2020’de yayınladığı “Sağlık İstatistikleri Yıllığı”na göre Antalya’da 50’ye yakın hastane var. İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra 4. sırada. Toplam hasta yatağı sayısı 7.172. Nitelikli yatak sayısı 4.937 ve 1.161 adet yoğun bakım yatağı mevcut. 10.000 kişiye düşen yatak sayısı 29.6 olarak belirlenmiş. Yıllık istatistiklerde Antalya’da bir yılda yatan hasta sayısı 486 bin, yatılan gün sayısı 1 milyon 680 bin ve hastane doluluk oranı yüzde 64.2. Pandemiyle geçirdiğimiz bir yıl boyunca da Antalya sağlık hizmetleri kapasitesi çok büyük sorunlarla karşılaşmamıştır.

Sağlık hizmetlerini, koruyucu ve önleyici olmaktan çıkararak tedaviye endeksleyen özelleştirme politikalarının geldiği nokta daha çok hasta, daha çok hastane, daha çok yataktır. Şehir hastaneleri her ne kadar kamu hastanelerinin kavuşacağı yeni ve modern binalar olarak tanıtılsa da küresel sermayeye yeni ve büyük bir kaynak aktarmanın aracı olmuştur. Bu 21/b usulüyle yapılan her Şehir Hastanesi ihalesi KÖO ile yapılan, geleceğimizi 25 yıl ipotek altına alan önceki Şehir Hastanelerinin vermiş olduğu zararın itirafıdır. 

Antalya’nın böylesi büyük bir hastaneye ihtiyacı yok. Mevcut kamu ve özel sağlık işletmeleri hem ihtiyacı karşılıyor hem de kolayca ulaşılabiliyor. Aksine günümüzde sağlık yatırımları öncelikli olarak koruyucu ve önleyici hizmetlere, sağlığı geliştirmeye odaklanmalıdır. Covid-19 pandemisinde de gördüğümüz gibi 1. basamağın güçlendirilmesi esas olmalıdır. Devasa hastanelere ayrılan ödeneklerden çok daha azı ile aile sağlığı merkezlerimizin binalarını kamusal mekanlara dönüştürebilir, donanımlarını sağlıyabiliriz.

Halktan gizlenen sözleşmelerle müteahhit firmalarına milyarlar kazandırırken, pandemide insanüstü emek ve gayret gösteren sağlık çalışanlarının özlük hakları, ek ödemeleri ödenmemiş, Covid-19 meslek hastalığı olarak kabul edilmemiştir. Yoksulluk ve eşitsizliklerin ürkütücü boyutlara geldiği bu günlerde şaibeli ihalelere, kamu zararlarına, yanlış yatırımlara tahammülümüz yok…..

Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu


Yazdır   e-Posta