Alex tepkisi

Antalya Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Nursel Şahin'in açıklamaları Antalya Hilal Gazetesi'nde yayınlandı

Tabip Odası’ndan Alex tepkisi

Antalya Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Nursel Şahin, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş’ün açıklamalarını “Tamamıyla çalışma barışını bozacaktır” ifadeleriyle değerlendirdi.

Bedelli düzenlemesini de içeren torba yasa teklifi sağlıkta yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş’ün, sağlık turizminden sağlık çalışanlarına da pay verilmesini içeren düzenlemeyle ilgili yaptığı açıklamalara hekimlerden tepkiler art arda geldi. Açıklamanın belirsizliklerle dolu olduğunu belirten Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Şahin, bakanlık yetkililerinden net açıklamalar beklediklerini dile getirdi.

“Belirsizliklerle dolu açıklama”
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Gümüş’ün açıklamalarını üzüntüyle karşıladıklarını belirten Prof. Dr. Şahin, “Sağlık hizmetinin bütüncül olduğundan yanayız ve tüm hekimlerin çok özellikli olduğunu düşünüyoruz. Sağlık hizmeti de herkesin hak ettiği önemli ve hassasiyeti yüksek bir hizmettir. Dolayısıyla farklı işlerle uğraşıyor olsak bile insan hayatını ilgilendiren önemli bir meslek mensubunda yer alan insanlarız. 3 yıllık bir çalışma olduğunu söylüyorlar ve bu çalışmanın sonunda bin 500 hekim seçtiklerini belirtiyorlar. Neye göre seçtiklerini bilmiyoruz. Bu özellikli, kimsenin yapamadığı ameliyatlar nelerdir bilemiyoruz. Bildiğimiz, şehir hastanelerine ciddi bir şekilde hasta potansiyeli yaratılmaya çalışılıyor. Sağlık turizmi adı altında yüksek ücretlerin alınacağı, dolayısıyla bu hekimlerin buralarda istihdam edilerek kendilerine yüksek ücretler vaat ediliyor. Henüz ortada bu sağlık turizminin varlığını yaratacak bir hasta potansiyelinin varlığını biz bilmiyoruz. Onlar buralara ulaşacak mı, kimlere bu hizmet verilecek bilemiyoruz. Belirsizlikle dolu bir açıklama” dedi.

“Büyük adaletsizlik”
Sağlık hizmetlerinin ekip işi olduğunu ifade ederek konuşmasını sürdüren Prof. Dr. Şahin, “Ekibin içerisinde bir hekim sözcü durumunda öne çıkmış olabilir; ama onun arkasında büyük bir ekip var. Sadece bu hekimin yararlandırılması bir kere çalışma barışı açısından büyük bir adaletsizlik olacak. Hekimler arasında da çeşitli adaletsizliklere ve rahatsızlıklara yol açabilecektir. Aynı zamanda da bakan, her halde Türk hastaları kast ediyor, yerli hastalar gibi çeşitli terimlerde konuşuluyor, yüzde 60’ını hizmetini buralarda yaptıktan sonra ortak kullanım ilkesi içinde üniversite ve kamu hastanelerinde görevlendirileceğini söylüyor. Sağlık hizmeti ve hekimlerimiz açısından bu durum ağır bir iş yüküdür. İş gücünün arttırılmasıdır, hataların ve çeşitli aksaklıkların artmasına yol açabilecek diye endişe ediyoruz. Vaat edilen ihalelerdeki bu kamu-özel ortaklıkları kapsamındaki şehir hastanelerine hasta sağlanmasına yönelik bir uygulama olduğunu tahmin ediyoruz. Ortada bir sağlık turizmi yok. Türkiye’ye sağlık için gelen bir hasta potansiyeli yok. İlerleyen günlerde bu konunun biz de takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Onlar hiç düşünülmemiş”
Doktorlar dışında hemşire, laborant ve temizlik işçisine kadar sağlığın ekip işi olduğu vurgusunu da es geçmeyen Prof. Dr. Şahin sözlerine şöyle devam etti:
“Doktor dışında hemşireler, teknisyenler, laborantlar, temizlikçiler vs. ekip arkadaşımızla birlikte çalışıyoruz ve maalesef onlar hiç düşünülmemiş. Biz ekip işi yapıyoruz. Onlar olmadan, bir hemşire olmadan ya da ekibin içindeki bir başka arkadaşımız olmadan bir sağlık hizmetini yürütmek mümkün değildir. Onun için bu anlayış sağlık hizmetini parçalayan bir anlayıştır. Tamamıyla çalışma barışını bozacaktır. Bir adaletsizlik ve rekabet ortamı yaratacaktır. Bu konuyla ilgili yaşanabilecek birçok sıkıntıya daha önce de işaret etmiştik. Etik ihlaller dahi olabilir. Çeşitli kayırmacılıklar söz konusu olabilir. Bakandan konuyla ilgili daha net açıklamalar bekliyoruz. Bir ütopya yaratmasını değil, tüm sağlık hizmetinin iyileştirilmesini, sağlık çalışanlarının insanca yaşayacak ücretlerle emeklerinin karşılığını bulmalarını diliyoruz. Sesimizi yükseltmek, birlikte mücadelede etmek çok önemli. Keşke bugün tüm hekim arkadaşlarımız ve diğer sivil toplum kuruluşları da ortaya çıksaydı. Bu duruma karşı ortak bir tavır ortaya koysalardı. Biz bunun için mücadele edeceğiz, ortaya bir tavır koyacağız ve bu farkındalığı yaratmaya çalışacağız”

Gümüş ne demişti?
Prof. Dr. Gümüş geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “145 bin doktorumuz var, bunların bin 500’ü kendini geliştirmiş ve bir yere gelmiş hekimler, Alex’ler diyelim. Bu hekimlerimizi desteklemek istiyoruz, yoksa bunlar yurtdışına veya özel sektöre gidiyorlar. 3 yıldır bunun üzerine çalışıyoruz. Bakanlığımız üniversitelerle protokol yapacak. Örneğin, Bilkent’te şehir hastanemiz var, orada beyin tümörü ameliyatı yapan Hacettepe’de hocalarımız varsa sağlık turizmi kapsamında 500 tane beyin tümörü vakası alacaksak bunları bu insan kaynağıyla yapacağız. Bu insan kaynağını istiyoruz ki, esnek çalışmayla protokollerle ortak kullanalım. Sağlık turizmi kapsamında çok yüksek rakamlara yapılan bir ameliyat için, kamuda operasyonu yapan doktora sembolik rakamlar verilebiliyor. Bu mevzuatla hekimin hakkı neyse onu vereceğiz; çünkü protokol alınan paranın yüzde 50’sine kadar dağıtma imkânı sağlıyor. İngiltere’de bir diz veya kalça protezi için bir yıl sonrasına randevu verilebiliyor. İngiltere’ye, senin hastalarını hızlı bir şekilde tedavi edebiliriz, fiyatı da budur diyeceğiz. Robotik cerrahide örneğin 50 bin Euro’ya yapılan ameliyatlar bizde 15 bin Euro’ya yapılabiliyor; çünkü insan gücümüzün, emeğimizin karşılığı Amerikalılar, Avrupalılar gibi değil. Sağlık turizmi için Türkiye’ye gelenlerin sayısı şu an 480 bin seviyelerinde. Bunların büyük bir kısmı saç ekimi için geliyor; ama yine büyük bir kısmı tedavi için geliyor. Bu sayının ilk etapta 2 milyona çıkarılmasın düşünülüyor. Sağlık Bakanlığı’nın desteğinin alarak bu sayı yakalanabilir ve buradan 2 milyar dolar civarında gelir elde edilebilir” ifadelerini kullanmıştı.

Haber:Veli AKOĞLU


Yazdır   e-Posta