Şiddet varsa hizmet yok!


29 Mart 2019 Cuma günü Yunus Emre Aile Sağlığı Merkezi'nde gerçekleşen sağlıkta şiddet olayını protesto etmek için aralarında Antalya’dan çok sayıda hekiminde olduğu, ülkenin dört bir yanından gelen hekimler İzmir İl Sağlık Müdürlüğü önüne siyah çelenk bırakarak sağlıkta şiddet için yeterli tedbir almayan Sağlık Bakanlığı'nı protesto ettiler.

Yaklaşık 2000 hekimin katıldığı kitlesel basın açıklaması ise İzmir Konak Meydanı'nda yapıldı.

ŞİDDET VARSA BİZ YOKUZ!

29 Mart 2019 tarihinde Bornova Yunus Emre 29 nolu Aile Sağlığı Merkezi’nde (ASM) görevli meslektaşlarımız ve sağlık çalışanları saldırıya uğramıştır.

Eşine ilaç yazdırmak için gelen hastaya, hastanın kendisi olmadan işlem yapılamayacağı açıklaması yapılmıştır. Bunun üzerine, yaklaşık 10 dakika sonra hastanın eşi ASM’ye gelerek meslektaşımıza saldırmış, burnunun kırılmasına ve değişik yerlerinden yaralanmasına neden olacak derecede darp etmiştir.

Bununla yetinmeyen şehir eşkıyası, mahalledeki diğer yakınlarını çağırmıştır. İki araba eli sopalı kişi ASM’ye gelerek ASM’de görevli iki meslektaşımızı, meslektaşlarımızın olay yerinde bulunan eşlerini, hemşire ve hizmetlileri, olaya engel olmaya çalışan esnafı darp etmiştir.

Geçtiğimiz hafta yaşanan bu olay ne ilktir ne de son olacaktır. Biz hekimler ve sağlık çalışanları bu koşullar altında görevimizi yerine getiremiyoruz. Yetkililerden bir an önce sağlıkta şiddeti önleyici, yaptırım gücü yüksek yasal değişiklik istiyoruz.

Bizler İzmir Sağlık Platformu olarak sağlıktaki şiddete, kamuoyunun ve kamu otoritesinin dikkatini çekmek üzere birinci basamakta bir günlük iş bırakma çağrısı yaptık. Sağlıkta şiddet tabi ki yalnızca birinci basamakta değil, sağlık hizmetinin verildiği tüm alanlarda; acil servislerde, kamu ve özel hastanelerde, yoğun bakımlarda önemli bir sorun olmaya devam ediyor.

Sağlık emek ve meslek örgütleri uzun yıllardır sağlıkta yaşanan şiddetin nedenleri, şiddete karşı alınacak önlemler konusunda kamuoyunu bilgilendirmekte, yöneticileri şiddeti durdurmak için sorumluluk almaya davet etmektedir. Bütün bu çabalarımıza karşın, Dr. Ersin Arslan, Dr. Kamil Furtun, Dr. Aynur Dağdelen ve Dr. Fikret Hacıosman’ın öldürülmeleri ve nice şiddet olayı ile ilgili siyasi iktidarın sağlıkta hiçbir adım atmadığını üzülerek görüyoruz. Sağlık kuruluşlarında her gün ortalama 30 şiddet olayı yaşanmaktadır. Bu sorun, bir yandan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliğini tehdit ederken aynı zamanda sağlık hizmeti sunumunu da engeller hale dönüşmüştür. Bu durum; sürdürülebilir, kabul edilebilir, katlanılabilir değildir! Sağlıkta şiddetin toplumsal etkenleri vardır ve bunlar giderilmedikçe sağlık kuruluşlarını tam olarak güvenli ve huzurlu yerler haline getirmek olanaklı değildir. Kuşkusuz kışkırtılmış acil sağlık talebinin eldeki hizmet olanaklarıyla tam olarak karşılanamamasının, yurttaşların sağlık hizmet beklentisinin yapay biçimde yükseltilmesinin gelinen tabloda katkısı büyüktür. Angaryaların yüklendiği gereksiz raporlar, negatif performans uygulaması, önü alınamayan usulsüz istekler ASM’leri huzurlu çalışılan, nitelikli sağlık hizmetinin sürdürüldüğü yerler olmaktan çıkartmaktadır. Kapıdan giren her kişinin potansiyel bir tehlike olabileceği duygusu hekimlerde ve Aile Sağlığı Merkezi çalışanlarında tarifsiz gerginlik yaratmaktadır. Hekimler bilime ve yasalara göre davranmaları durumunda idare, toplum ve medya tarafından yalnız bırakılacağı hatta suçlanabileceği kaygısı taşımaktadır. Her gün yaşanan yıpratıcı ve tüketici bu süreç şiddetin de eklenmesiyle yok edici olmaya başlamıştır. Ancak, açık olarak görülen bir başka gerçek, kamu otoritesinin, sağlık kuruluşlarının ve sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak için alması gereken etkin önlemleri almadığı, caydırıcı cezaları yürürlüğe sokmayarak, müşteri memnuniyeti esasıyla sağlıkta iyiliği değerlendirdiğidir. Bu yanlış tutum daha birçok hekimin ve sağlık çalışanın şiddete uğramasına ve can kayıplarıyla karşılaşılmasına neden olacaktır.

Sağlık Bakanlığı’nın sağlık çalışanlarının temsilcileriyle sorunun çözümüne yönelik işbirliğine gitmesi zorunludur. Sağlık Bakanı 1,5 yıldır görüşme talebimize yanıt vermemektedir.

Artık tek bir sağlık çalışanının bile şiddete uğramasına tahammülümüz yoktur. Sağlıkta şiddeti önleyici yasal düzenleme bir an önce yapılmalıdır. Aksi takdirde sağlıkta etkin bir şiddet yasası çıkana dek haklı mücadelemiz artarak devam edecektir.


Yazdır   e-Posta