Yaşamı Savunmaya Devam Edeceğiz

“Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı açıklama nedeniyle 2016-2018 dönemi Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin yargılandıkları davanın ikinci duruşması 20 Mart 2019 Çarşamba günü Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi.

Ülkenin dört bir yanından Aralarında Antalya Tabip Odası üyelerinin de olduğu hekimler dayanışma için Ankara’da idi.

Mahkeme, TTB avukatlarının, duruşma savcısının daha ilk duruşma bile yapılmadan, yapılmış gibi ceza talebinde bulunarak hukuka, görevinin gereklerine aykırı davrandığı gerekçesiyle Savcının değiştirilmesi talebiyle Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları başvurunun sonucunun sorulmasına ve savunma için davanın 3 Mayıs 2019 Cuma günü saat 09.15’e ertelenmesine karar verdi.

TTB ile dayanışma amacıyla Türkiye’de bulunan Dünya Tabipler Birliği (WMA) Genel Sekreteri Dr. Otmar Kloiber ve Avrupa Hekimler Daimi Komitesi (CPME) önceki dönem Başkanı Dr. Jacques de Haller’in de izlediği duruşmaya, baro başkanları ve yönetim kurulu üyeleri vekil olarak katıldı, tabip odaları, sendikalar, meslek örgütleri temsilcileri ile çok sayıda hekim ve milletvekili destek verdi.

Duruşma saat 09.55’de TTB avukatlarından Ziynet Özçelik ve Mustafa Güler’in beyanlarıyla başladı. 27 Aralık 2018 tarihinde gerçekleştirilen ilk duruşmada da TTB Merkez Konseyi üyelerinin yargılanmasındaki hukuksuzluklara dikkat çektiklerini hatırlatan Av. Ziynet Özçelik, Savcı’nın bir önceki ilk duruşmada, TTB Merkez Konseyi üyelerinin beyanlarını dinlemeden, flashdisk’inde duruşma bile yapılmadan önce hazırladığı mütalaayı açıkladığını ve bunun da iddianamenin aynen kopyalanıp yapıştırılmasından ibaret olduğunu söyledi.

Özçelik “TTB Merkez Konseyi üyesi 11 kişinin soruşturma sürecinin ve yargılanmasının hukuksuzluğuna ilk duruşmada da dikkati çekmiştik” dedi. Savcılık makamının flash disk aracılığı ile daha ilk duruşma yapılmadan, yargılananların yüklenen suça ve kanıtlarına ilişkin açıklamalarını dinlemeden yanında getirdiği mütalaasını açıkladığını belirten Özçelik, “Savcının mütalaa adına yaptığı iddianamedeki şüpheli sözcüklerini sanık olarak değiştirmesinden ibarettir. Savcının duruşmalara başlanmadan, delillerin tartışılması sürecine katılmadan, sanki yapılmış gibi gerçeğe aykırı ifadeler yazarak herkesin önünde flash diskten 24 sayfalık metni mahkeme bilgisayarına yüklemesi ve ceza istemesi açıkça Ceza Yargılaması Kanunu hükümleri ile adil yargılanma hakkına, savcıların rolüne ilişkin prensiplere, Hakimler ve Savcılar Kurulunun 14 mart 2019 günü açıkladığı yargı etiği bildirgesi hükümlerine aykırıdır. Bu kurallara, görevinin gereklerine aykırı davranması da peşin hükümlü olduğunu, tarafsız olmadığını açıkça göstermektedir. İddianamede polislerin kişisel kanaatlerine dayalı, delile dayanmayan fezlekesine göre hazırlanmıştı. Şimdi de başka türlü adlandırmak da mümkün ama gerçeğe aykırı ifadelerle mütalaa adı altında sunulmuştur” diye konuştu.

Savcının değiştirilmesi talep edildi

Bu durum adil yargılanma hakkını ihlal niteliğinde olduğundan, Savcılık makamı hukuka aykırı davrandığı ve görevinin gereklerini yerine getirmediği için Cumhuriyet Başsavcılığı’na Savcı’nın değiştirilmesi talebinde bulunduklarını aktaran Özçelik, “Gerekli başvuruyu yaptık ama henüz sonuç da bildirilmedi” dedi. Özçelik, mütalaanın dikkate alınmamasını ve savcının değiştirilmesini talep ederken, “Bu aşamanın gerçekleşmesinin ardından taleplerimizi sunacağız. Atılı suçlara ilişkin savunmamızı yapacağız” dedi. Mahkeme heyeti, Ceza Muhakamesi Kanununda mahkemenin mütalaayı iade etme ve savcının değiştirilmesini talebinde bulunmaya ilişkin yetkisini gösteren bir düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile reddetti. Ancak yargılanan vekilleri tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan duruşma savcısının değiştirilmesi talebinin sonucunun sorulmasına karar verdi.

Dijital materyallere ilişkin iddialara ilişkin tarafsız ve bağımsız bir inceleme talep edildi

Av. Mustafa Güler de,şikayetçisi İçişleri Bakanlığı olan bir soruşturmada delillerin bu Bakanlığın memurları olan polisler tarafından toplanıp değerlendirilmesi ve Savcılığın bu değerlendirmeleri iddianame olarak sunmasındaki hukuka aykırılığa dikkat çektikten sonra, iddianamede dijital materyallere ilişkin bir takım iddialarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. İddianamede, bazı internet sitelerindeki yayınların TTB açıklamalarına yönelik talimat olduğunun iddia edildiğine değinen Mustafa Güler, bu sitelerin yıllardır mahkeme kararlarıyla yasaklanmış siteler olduğu ve halen de girilemediğine dikkat çekerek, “Girilemeyen sitelerden mi talimat alınmış” diye konuştu. Güler, yine, dijital materyaller arasında bulunduğu iddia edilen görsellerin de aslında bilgisayar sistemi tarafından otomatik olarak oluşturulan dosyalar olduğunu, büyük yazılım şirketlerinin buna yönelik açıklamaları bulunduğunu kaydetti.

Dr. Hande Arpat’a ayrıca yöneltilen suçlamalarla ilgili olarak da konuşan Güler, Arpat’ın bazı haberleri twitter adresinden paylaştığı gerekçesiyle suçlandığını belirterek, söz konusu haber ve açıklamaların hiçbirinin yasaklanmış ya da soruşturma açılmış açıklamalar olmadığının altını çizerek, esası suç oluşturmayan bir şeyin paylaşımının da suç oluşturmayacağını vurguladı. Güler, dijital materyallere ilişkin bağımsız ve tarafsız bir inceleme yapılmasını talep etti.
Mahkeme Heyeti, beyanları izleyen 15 dakikalık aranın ardından, davanın 3. duruşmasının 3 Mayıs 2019 Cuma günü saat 09.15’e ertelenmesine karar verdi.

Yaşamı savunmaya devam edeceğiz

Adliye çıkışında bir açıklama yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Türkiye’nin dört bir yanından gelen hekimlere, tabip odalarının temsilcilerine, demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerine ve WMA ile CPME temsilcilerine dayanışma ve verdikleri destek için teşekkür etti. Adıyaman, “Biz İstanköylü Hipokrat’tan, Bergamalı Galenos’dan beri bu topraklarda yaşamı savunuyoruz, bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

 


Yazdır   e-Posta