Halkın sağlık hakkı vardır alacaktır (6)


Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr.Nefi Kara'nın Kaktüs Dergisi'nin Ocak 2015 sayısında yazısı yayınlandı.

Merhaba dostlar,
Daha dün gibi Kaktüs'te yazmaya başlayışımız. Sürekli "haydi yazılar!" derken Zeki Bey, diğer taraftan "bir an önce göndermezsen düzenleyemem" derken Caner altı ay geçmiş.

Bu süreçte iktidara sahip olanlar sağlıkta sorun üretmeye devam ederlerken, muhalefet olaylardan bihaber TÜRSEB diye bambaşka bir felakete destek verir durumda. Haliyle biz de bu duruma dumur olduk kaldık. Üniversitelerin tamamen özelleştirilmesi ve baskı altına alınması demek olan TÜRSEB adını ilk gördüğümde aynı adı çağrıştıran TÜRGEV' e kardeş geliyor dedim içimden. Neyse biz çözüm önerilerine devam edeceğiz. Çünkü, söz verdiğimiz gibi halkın başka bir seçeneğinin olduğunu anlatmak boynumuzun borcudur.


Sağlık hizmetleri hepimizin bildiği gibi temel sağlık birimleri olarak Aile Hekimliği ve Toplum Sağlığı Merkezleri, 2. basamak olarak devlet hastaneleri ve özel hastaneler, 3. basamak olarak ise Eğitim Araştırma Hastaneleri, Vakıf ve Üniversite Hastaneleri olarak sınıflandırılmaktadır. Hastaneler de aralarında donanım, yatak kapasitesi gibi değişik eklemelerle ya da para durumunuza-soyulma durumunuza göre A;B;C;D;E şeklinde sınıflandırılırlar.


Toplum sağlığı merkezleri pratisyen hekim ya da aile hekimliğine geçmeyen ya da ayrılanların toplandığı kendi aralarında toplama kampı dedikleri merkezlerdir. Hemen baştan söyleyelim. Tüm hekimler toplumun sağlığından sorumlu olmalıdırlar. Bu görevi yaparlarken iş güvencesi , insanca yaşam koşullarına sahip olmalıdırlar. Aile hekimlerine angarya işler yüklenmemelidir. Sözleşmesi ve güvencesi bulunmayan, nöbet defin ruhsatı verme gibi karşılığı olmayan işler yüklenmemelidir. Aile hekimliğinde vatandaştan kesilen ücret kaldırılmalıdır. Aile hekimleri başlangıçta olduğu gibi uzmanlık dalı olarak geliştirilmelidir ve var olan kurslarla aile hekimi yapılanlar dışında yeni oluşturulacak kadroların yeterli eğitim almaları sağlanmalıdır.


Diğer taraftan, 112- facia geliyorum değil gelmiş bulunmaktadır. Özelleştirilmesi ve taşerona devri an meselesidir. Tüm ambulanslarda yeterli donanım ve hekim bulundurulması tekrar sağlanmalıdır. Devlet hastaneleri nüfusa göre yeniden yapılandırılmalıdır ve donanımları en üst seviyede olmalıdır. Çalışanların özlük hakları desteklenmelidir.


Eğitim Araştırma Hastanelerinin bugün olduğu gibi eğitim ve araştırmadan çok, hızla uzman sayısı artırmak için yapılmış hizmet hastaneleri görünümündedir. Bu hastanelerin uzman eğitimi mi yoksa bilimsel araştırma yapılan yerler mi olacağına karar verilmelidir. Şu anki sistemde yetiştirilen uzmanların eğitimi yetersizdir. Araştırma yapılamaz durumdadır, alt yapısı yoktur.


Üniversitelerin özerk demokratik olmasını savunurken şu anda olduğu gibi hizmet hastanelerine dönüştürme sevdasından vazgeçilmelidir. Özerk demokratik yönetim biçimi ile bilimsel olarak özgür olmaları sağlanmalıdır.
Performans sistemi madende rödovans sisteminden farksızdır, öldürür. Taşeron çalışma sistemi sağlıkta yüzbinleri geçmiştir, kaldırılmalıdır. Sağlık sistemi nitelikli eğitim gerektiren bir sistemdir. Hiçbir eğitimden geçmemiş insanları taşeron sistemde hastanede çalıştırıyorsanız, hekimlere "size yapılacak müdahalelerine tedavilerin riski var mıdır" diye sormak uçurumdan atlarken "risk var mıdır?" demekle aynı şeydir.


Başka bir yaşam ve güzel bir dünya her zaman mümkündür. İnsanları ve doğayı sevelim. Evrende bulunan tüm varlıkların aslına birbirinin parçası olduğunu bilelim ki canımızı yakmayalım. Bütün çabamız bir fazla insanın yüzü gülsün diyedir.


Gelecek sayıda sağlıkla ilgili bambaşka konulardan bahsedeceğim. Örneğin uzmanlık alanlarımdan biri olan bel fıtığı ile ilgili anılarımı ve bildiklerimi sizlerle paylaşacağım. Dostça kalın.

 


Yazdır   e-Posta