Şehir Hastaneleri Efsaneleri


Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr.Nefi Kara'nın Kaktüs Dergisi'nin Ekim  2014 sayısında yazısı yayınlandı.

 

Sağlıkta dönüşüm adı altında yapılan sağlık reformu denilen sistemin son aşaması diyebileceğimiz kimilerine göre hayalinin projesi bize göre ise efsanenin sonu dönülmez yol: Şehir hastaneleri bu sayımızda anlatmaya çalışacağım konu olacaktır.


Anayasa Mahkemesi'ne göre "Hukuk devleti, her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen devlettir." (E. 1985/11, K. 1986/11, k.t. 27.3.1986, AMKD, Sayı 22, s. 120.
Sağlık alanında özellikle kamu hastanelerini odak noktasına koyan bu değişimler "kamu sağlık kurumlarının" organizasyonel reformlar ile değişimini getirmektedir. Esas olarak üç başlıkta (otonomizasyon, korporatizasyon ve özelleştirme) incelenebilecek bu değişim, kamu hastaneleri üzerindeki kamu kontrolünü azaltarak hastaneleri pazar güdülerine açmakta ve hastanelerin teknolojik kapasitelerinin arttırılmasını hedefleyen tıbbi ekipman ve hastane bilgi sistemlerine odaklanmaktadır.


Böylece özel sektörün kar maksimizasyonu mekanizmaları olan az istihdam, çok iş, maliyet sınırlama gibi başlıklar sağlık alanında yoğunlaşarak kullanılmaya başlanmış, ve "bant tipi üretim" sağlık sistemini sonunda yakalamıştır. Tıbbi bakım süreci hızlanmış (bir hastaya yaklaşık olarak 4-8 dakika), kalite kavramı, uygulama rehberleri ile işlemler standartlaştırılmış, tedavi seçimi çoğunlukla ya hastanın sigortası tarafından ya da hekimin patronu tarafından belirlenir durumda olduğu için ekonomik ve yönetsel otonomi kaybı yanında "klinik otonomi kaybı" hekimlerin kapısını çalmıştır.


Özetle devletin rolü, işlevi, örgütsel sınırları değişmekte ve dönüşmektedir. Bu değişimin geldiği nokta, devletin küçültülmesi, kamu hizmetlerinin piyasalaştırılması ve piyasalaşmış yapıda devlete düzenleme denetleme rolü verilmesi, sıkışan-daralan-batan piyasanın devlet tarafından kurtarılması, kamu hizmet sektörü alanında özel sektöre karlı yatırım alanlarının yaratılması (kamu özel ortaklığı) biçiminde tarif edilmektedir. Böylece kamu kendi bünyesindeki yapıları şirketleştirerek (kamusal şirket), piyasalaşma yönünde düzenlemeler yaparak, diğer yandan özel sektörün karşı karşıya kaldığı riskleri ve maliyetleri kendi üstlenerek, esnek bir modelde bir çok piyasa aktörünün yer almasını sağlayarak sürece katkı koymuştur. Bu kapsamda da kamu-özel ortaklığı modeli özel sektörün kamu içine "yedirilmesi"ni amaçlayan yeni bir model/süreç olarak ortaya çıkmıştır. Kamu-özel ortaklığı ile kamu ve özel sektör arasındaki sınırlar kaldırılmakta, "kamunun hizmet sunum hedefleri ile özel sektörün kar hedeflerini uyumlu bir biçimde" birleştirme amaçlanmaktadır. Ülkemizde ikibinli yılların ortalarında başlayan süreç bugün "entegre sağlık kampüsleri" aracılığıyla somuta indirgenmiştir.


Kamu özel ortaklığı, kendisi ile birlikte yürüyen Kamu Hastane Birlikleri süreci ile birlikte değerlendirildiğinde hastaneleri tüm yönleri ile değişime uğratacak bir düzenlemeler bütününü oluşturmaktadır. Ülkemizde sağlık alanında yaşanan kamu-özel ortaklığı sürecini yakından izleyen Türk Tabipleri Birliği gerek merkezi düzeyde gerekse de tabip odaları aracılığı ile sürece bir çok yönüyle müdahil olmuştur ve olmaktadır.


Bu süreçlerde "hastane kampüsleri" ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı tarafından ortaya konulmayan, kamuoyu ile paylaşılmayan, açıkça gizlenen bir çok bilgi açığa çıkarılmıştır.


Sorular ve yanıtları, kamu özel ortaklığı ve hastane kampüsleri sürecinin cumhurbaşkanı'nın hayalinin çok ötesinde anlamları olduğunu göstermektedir.
1)Kamu özel ortaklığı nedir?
Kamu özel ortaklığı, devletin bir özel şirket grubuyla uzun süreli (49 yıla kadar) sözleşme ilişkisi kurması esasına dayanan bir yatırım ve hizmet modelidir. Bu sözleşmenin konusunu, kamu hizmeti verilecek tesisin (hastane, okul, hapishane, otoyol vb) özel şirketler tarafından inşa edilerek devlete kiraya verilmesi, devletin de hem şirketlere kira ödemesi hem de bu tesiste verilecek "çekirdek hizmet" dışındaki hizmetleri bu şirketlere devretmesi oluşturmaktadır. Kamu özel ortaklığı (KÖO) Türkiye'de Yap-İşlet-Devret olarak bilinen özelleştirme yöntemine benzer.


İhaleyi alan şirket hem binayı yapar hem bu binayı Sağlık Bakanlığı'na kiralar hem de kendine verilen hizmet ve alanları işleterek kâr elde eder. Ancak kamu özel ortaklığı yönteminde, risk ve maliyet kamu üzerinde kalır, özel şirketlere kiralar yoluyla yatırım finansmanı ve hizmet devriyle de gelir garantisi verilir. Ülkemizde uygulamaya konulmaya çalışılan düzenlemelerde Sağlık Bakanlığı'nın hastane kampüsleri ihalelerini alan şirketlere ve konsorsiyumlara hastanelerin yüzde 70 doluluk oranında çalıştırılacağı garanti edilmektedir.


2)Kamu özel ortaklığı modeli hangi alanlarda kullanılmaktadır ?
Türkiye'de kamu özel ortaklığı yöntemi ilk olarak Sağlık Bakanlığı eliyle uygulanmaya başlanmıştır. Sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı ve Yurt- Kur mevzuatına da eklenmiştir. Kalkınma Bakanlığı'nın Orta Vadeli Plan'larında son iki yıldır bu yöntemin tüm kamuya yaygınlaştırılması benimsenmiş, Kalkınma Bakanlığı bünyesinde Kamu Özel İşbirliği Daire Başkanlığı kurulmuştur.


3)Sağlık alanında kamu özel ortaklığı uygulamaları nelerdir?
"5 yıldızlı otel konforunda hastaneler" için ihaleler yapılmaktadır. Mevcut devlet hastanelerinin de bu hastanelere taşınması planlanmaktadır.
Bu "5 yıldızın" bedellerinden biri de mevcut hastanelerimizin AVM ve otel yapmak üzere şirketlere verilerek elden çıkarılmasıdır. Üstelik yapılacak "şehir hastaneleri"ni ihaleyi alan şirket temsilcilerinin yönetmesi öngörülmektedir. Hastanelerimize neler olduğuna ilişkin sorulara Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü, "henüz düşünce aşamasında olan ve kamuoyunu ilgilendirmeyen yapım işleri" biçiminde yanıtlar vermekte, "kimlerin arazisine yeni hastaneleri yapıyorsunuz" diye sorulduğunda "özel hayatın gizliliğine girer" yanıtı ile karşılaşılmaktadır. Ayrıca bu "yatırım" yöntemiyle Türkiye'deki yatak sayısının artmadığı, aksine mevcut yatak sayılarının azaltılması kaydıyla ihalelere izin verildiği görülmektedir (Ayrıntı için bkz: Yüksek Planlama Kurulu kararı http://www.ttb.org.tr/images/stories/file/ypk_karar.pdf)

4)"5 yıldızlı otel konforunda hastane" yapmak iyi değil midir?
Herkesin eşit biçimde kullanımına açık, devlet hastanesi olarak çalışan, olabilecek en üst düzeyde hizmet verecek, hem hizmet alanların hem de hizmet verenlerin mutlu olabileceği bir ortam yaratılmasının neresi kötü olabilir ki? Ama yapılacak bu hastanelerin "5 yıldızının" bizlere maliyetinin ne olduğu açıklanmamaktadır. Hem burada hizmet sunacak sağlık çalışanları hem de buradan hizmet alacak vatandaşlar için ağır bedelleri olacak bir uygulama ile karşı karşıyayız. Kamu özel ortaklığı yöntemi, kamu kaynaklarının israfına neden olacaktır. Klasik ihale yöntemiyle çok daha ucuza yatırım yapılması olanaklıyken idarenin bu yöntemi kullanma "gerekçesi" açıklanmamakta, anlaşılamamaktadır. Oysa idari işlemlerin lüzumu ya da gerekçesinin toplumla paylaşılması zorunludur.

5)Kira karşılığı işletilen lüks hastanelerden herkes yararlanabilecek mi ?
Lüks hastanelerin özel şirketler tarafından yapılarak işletilmesi zaten var olan durumdur. Bu hastanelere, maliyetini karşılayabilecek durumda olanlar gidebilir. Mevzuata göre Sosyal Güvenlik Kurumu, hangi hizmeti karşılayacağına kendisi karar vermektedir. Yaşadığımız süreçte SGK katkı/katılım paylarının giderek arttığı ve çeşitlendiği, bugüne kadar "ücretsiz" olan Aile Hekimi uygulamasına da katkı payı geldiği, bir yandan tamamlayıcı sağlık sigortaları yürürlüğe sokulduğu düşünüldüğünde, ayrıca SGK Yasasının 73. Maddesi'nin "kurumca belirlenmiş standartların üstündeki talepleri karşılayan otelcilik hizmetlerinin" hizmeti alanlarca karşılanması hükmünün getirildiği göz önüne alındığında SGK'nın "5 yıldızlı otel konforunu" karşılayamayabileceğini söyleyebiliriz.

6)Peki bu uygulamanın dayanağı nedir?
3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa 2005 yılında bir Ek/7. Madde eklenmiş ve "kiralama karşılığı sağlık tesisi yaptırılması" adıyla kamu özel ortaklığı kamu hizmeti sistemine girmiştir. 2006 yılında uygulama Yönetmeliği çıkmış ve daha sonra özel sektörün eleştiri ve ihtiyaçlarına uygun olarak 2007, 2010 ve 2011 yılında değişiklikler yapılmıştır.

7)Yatırım yapılmasına karşı mıyız?
Kesinlikle hayır. TTB herkesin eşit, ulaşılabilir, ücretsiz ve olabilecek en iyi kalitede sağlık hizmeti almasını istemektedir. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının, güvenceli işe sahip olmasını, olabilecek en iyi ortamda çalışmalarını talep etmektedir. Sizce böyle bir meslek örgütü yatırımlara karşı olabilir mi? Biz sadece kamu özel ortaklığı yöntemine ve sağlığın özelleştirilmesine karşıyız.

8)Kamu özel ortaklığı özelleştirme midir?
Kamu özel ortaklığının "mucidi" İngiltere'de akademisyenler "Kamu özel ortaklığı, özelleştirme ya da imtiyaz kelimelerinin olumsuz etkisinin yarattığı politik ve psikolojik karşı duruşu engellemek için bulunmuş bir kelime oyunudur" tespitiyle konuyu açıklığa kavuşturmuşlardır.1 Yöntemi eleştirmeyip tersine tümüyle destekleyen ABD'li akademisyen E.S. Savas da açıkça bunun bir özelleştirme olduğunu ifade etmektedir.2

Yöntemin yaklaşık 20 yıldır uygulandığı Kanada'da kamu çalışanları yaptıkları gösteri ve etkinliklerde "kamu özel ortaklığı özelleştirmenin Truva Atı'dır" pankartı taşımışlardır. Dr. John Loxley tarafından yazılan "Doğru Soruları Sormak" başlıklı çalışmada kamu özel ortaklığı "gizlice özelleştirme-privatization by stealth" olarak nitelenmektedir.3

Gelir elde etme amacını taşıyan şirketlerin bu alana olan ilgisi başka nasıl açıklanabilir ki?
1 Graeme A. Hodge-Carstan Graeve, PPPS:The Passage Of Time Permits A Sober Reflection, Institute of Economic Affairs, Oxford, 2009
2 E.S. Savas, Privatization and Public-Private Partnerships, Chaham House Publishers, New York, 2000
3 http://cupe.ca/updir/P3%20Guide_ENG_Final.pdf

9)Şirketlerin bu modelden çıkarı nedir?
Dünyanın büyük sermaye şirketlerine yaptığı araştırmalarla tanınan PriceWaterhouseCooper Şirketinin Sağlık Alanında Kamu Özel Ortaklığı alanında yaptığı değerlendirmenin başlığının "(D)evrimin Ötesi" olması anlamlıdır. Raporda 2020 yılında OECD ve BRIC (Brezilya- Rusya-Hindistan-Çin) ülkeleri dahil sağlık alanında yılda 7.5 trilyon Dolar gelir elde edileceği öngörülmektedir. Üstelik bu gelirin çok küçük bir bölümünün bina yapımından (Yüzde 36) elde edileceği, asıl büyük gelirin ise devralınan sağlık hizmetlerinden geleceği tahmin edilmektedir. Asıl soru, 7.5 trilyon doların kimlerin cebinden çıkacağıdır.

10)Kiralar nasıl karşılanacak?
Yasa ve Yönetmelik kiraların döner sermayeden karşılanacağını kabul etmektedir. Kiraların döner sermayeden karşılanacak olmasına karşın örneğin personel payları ile kiralar arasında bir denge öngörülmemektedir.

Sağlık Bakanlığı'nın 2012 yılı bütçesinin 14 Milyar TL, döner sermaye bütçesinin ise 16 Milyar TL olduğu düşünülürse sadece hastane inşaatları için ödenecek kamu kaynağının büyüklüğü ortaya çıkmaktadır.

Bütün ihaleler tamamlandığında tüm döner sermaye bütçesinin tamamının bile kiraları karşılamaya yetmeyeceği açıktır. Öte yandan şirketlere devredilen hizmetlerin bedelleri de döner sermayeden karşılanacağına göre, şirket çalışanlarının ücretleri de dahil olmak üzere, devletin satın aldığı hizmetin bedeli de bu döner sermaye havuzundan karşılanacaktır. Ancak 209 Sayılı Döner Sermaye Yasası'nda döner sermaye gelirlerinin ve giderlerinin neler olduğu açıktır. Döner sermaye bütçesi temel olarak hekim ve sağlık çalışanlarının emeklerinin bir karşılığı olarak, vatandaşların sosyal güvenlik primleri ve vergilerden oluşan bir kamu kaynağıdır. Bu kaynaktan özel şirketlere (2012

Kasım ayı itibariyle ihalesi yapılan 10 proje için hizmet satın alma bedelleri hariç olmak üzere yılda 2 Milyar TL'nin üzerinde yıllık kira bedeli oluşmuştur) aktarılacak kamu kaynağına sınırlama konulmadığı gibi hekimlerin payları da korunmamıştır. Sonuç olarak bizden kesilen paralarla "kira" ödeyerek bizim bütünüyle yararlanamayacağımız hastaneler yapılacak diyebiliriz.

11)Sadece hastane mi yapılacak?
Hayır. Yönetmelikte bu yöntemle yapılabilecek "sağlık tesisleri" şöyle sıralanmıştır: "Entegre sağlık kampüsü, eğitim araştırma hastanesi, devlet hastanesi, özel dal hastanesi, gün hastanesi, sağlık ocağı, klinik otel, rehabilitasyon merkezi, kanser araştırma merkezi, aşı eğitim merkezi, aşı üretim merkezi, aşı araştırma-geliştirme merkezi, ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezi, toplum sağlığı merkezi, organ ve doku bankası, bölgesel kan merkezi, kan ürünleri üretim tesisi, ağız ve diş sağlığı merkezi, tüm kara, hava ve deniz teçhizatları dâhil olmak üzere 112 acil servis komuta kontrol merkezi ile destek birimleri dâhil ilgili tesisin her türlü bölümleri ve bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla, Bakanlığın yapmak ve yaptırmakla yükümlü olduğu ek binalar dâhil sağlıkla ilgili diğer tüm tesisleri".

Görüldüğü gibi uygulama sadece hastaneleri değil idari binalar da dahil sağlıkla ilgili tüm binaları ilgilendirmektedir. Bu kapsamda Türkiye Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu binaları için de ihale açılmış, hatta Ankara-Bilkent ihalesinin içine Sağlık Bakanlığı'nın ana hizmet binası da dahil edilmiştir.

12)Böyle yatırım yapmanın daha pahalı olduğunu nereden biliyorsunuz?
Araştırma sonuçlarına göre kamu özel ortaklığıyla yapılan altyapı yatırımları normal ihale yöntemlerine göre daha pahalıdır. Avrupa Yatırım Bankası verilerine göre yüzde 24 daha pahalı4 , bu yöntem için alınan krediler ise devlet borçlanmasına göre yüzde 83 fazladır5 . İngiltere'de ulusal sağlık hizmetleri alanında Şubat 2008'de imzalanan toplam 93 sözleşmenin toplam yatırım tutarı 10 Milyar Sterlin'in biraz üzerindedir.


Bu anlaşmalar çerçevesinde Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) tarafından 38 sene boyunca özel sektöre yapılacak yıllık kira ödemelerinin 2029 yılında 2 Milyar Sterlin'e ulaşacağı tahmin edilmektedir. Kamu kaynaklarından yapılan bu ödemelerin toplamı da 57 Milyar Sterlin olacaktır.


İngiltere'de Ulusal Muhasebeciler Birliği üyesi iki yüz muhasebeciyle yapılan ankete katılanların sadece %1'i modelin geleneksel yöntemlere
4 Jane Lethbridge-European Healthcare Services, Multinational Companies And A European Healtcare Market, PSIRU University of Greenwich, 2010
5 CUPE PPP Hospitals Report:Wrong Direction, 2011 göre daha ucuz olduğu görüşündedir. Katılımcıların %57'si kamu finansmanı ile okul ve hastane yapımının çok daha az maliyetli olduğunu belirtmiştir. Birliğin Kamu Sektörü Birimi temsilcisi de maliyetler ve muhasebeleştirme boyutlarıyla kamu özel ortaklığı projelerine büyük bir şüpheyle yaklaştıklarını dile getirmektedir
6. İngiltere'de hastane birliklerinin en büyük sorunu yıllık enflasyona endekslenen ve sözleşmede öngörülen artışların çok üzerinde artan kira bedelleridir. İlk yıllarda kira ödemeleri birliklerin gelirlerinin ortalama %6'sını oluştururken ilerleyen yıllarda bu oran ortalama %18'e dek çıkmıştır. Hastane birlikleri, hükümetin ödemeler konusunda yardım etmemesi ve 2013-2014'e kadar sağlık hizmetlerinde 15–20 milyar Sterlin kısıntıya gidilmemesi durumunda sağlık sisteminin kamu özel ortaklığı hastanelerinden kaynaklı ciddi bir kriz ile karşı karşıya kalacağından söz etmektedir. İngiltere Parlamentosu Sağlık Komitesi'nin konuya ilişkin raporunda, yenilenen kamu özel ortaklığı sözleşmelerindeki fiyat artışları da incelenmiş ve "kapitalizmin kabul edilemez yüzü bu sözleşmelerle ortaya çıkmaktadır" tespiti yapılmıştır7.

13)Sağlık hizmetine etkisi ne olmuş?
Kamu özel ortaklığının uygulamasına bakıldığında İngiltere sağlık sisteminde (NHS) geri dönülmez hasarlar yarattığına ilişkin pek çok bilgi bulunmaktadır. Öyle ki İngiltere'de Parlamento, yolsuzluk, hatalı muhasebeleştirme, kamu maliyesi açısından ciddi risk oluşturması, kamu yararına aykırı uygulamalar konusunda yoğun şikâyetlerin olması nedeniyle KÖO uygulamasına yönelik olarak bir Araştırma Komitesi kurulmasını kararlaştırmıştır8. Nisan 2011'de yayımlanan Avam Kamarası raporunda Quenn Alexandra hastanesinin KÖO kira ödemelerinin neden olduğu mali güçlükleri aşmak için 700 personeli işten çıkardığı belirtilmektedir9. Peterborough ve Stamford Hastaneleri Birliği kira 6 http://www.guardian.co.uk/society/2002/oct/11/politics.publicservices?INTCMP=ILCNE TTXT3487 2.05.2011
7 Jane Lethbridge, a.g.e- Rapor metni için: Select Committee on Public Accounts (2005- 06) Thirty Firth port http://www.publications.parliament.uk/pa/cm200506/cmselect/cmpubacc/694/694 03.htm
8 http://www.guardian.co.uk/politics/2011/apr/26/pfiinquiry-commons-select-committee
11.6.2011
9 House of Commons, 2011: 22 ödemelerinin yarattığı mali krizi aşmak için aralarında hekimlerin ve hemşirelerin de bulunduğu 300 personeli işten çıkarma kararı almıştır
10. Greenwich'te 2001'de kamu özel ortaklığının ilk hastanesi olarak yapılan Queen Elizabeth'in 2005 yılında teknik olarak iflas ettiği açıklanmıştır. Bu dönemde hastane bütçesinin 2005 yılında 19.7 Milyon Sterlin olan açığının, hükümet tarafından borçların yeniden yapılandırılmaması durumunda 2008-2009 yıllarında 100 Milyon Sterline ulaşacağı açıklanmış ve 2007 yılına gelindiğinde ise hastane klinik servislerde yüzde 10'luk kesinti yapıldığını açıklamak zorunda kalmıştır
11. Kanada'nın en büyük kamu çalışanları sendikası olan CUPE'nin Nisan 2011 tarihli "Yanlış Yön" başlıklı raporunda da kamu özel ortaklığı uygulamalarının yarattığı zararlar (klinik hizmetlerin sayısının azalması, işten çıkarmaların yaygınlaşması, hastanelerin işletme mantığıyla çalışmasının yarattığı zararlar) dile getirilmiştir.

14)Bu yatırımlar daha ucuza yapılabilir miydi?
Evet, örneğin Sağlık Bakanlığı İnşaat ve Onarım Daire Başkanlığı da yatırım yapmaktadır. Örneğin, 333 yatak kapasiteli Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi donanımı ile birlikte toplam 37 Milyon 797Bin 556 TL'ye mal olmuştur. Yine 400 yatak kapasiteli Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi de 80 Milyon 115 Bin 600 TL harcanarak inşa edilmiş ve donanımı yapılmıştır. İçinde il sağlık müdürlüğü, diyaliz merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi, 112 komuta kontrol merkezi ve istasyon ile toplum sağlığı merkezi bulunan Yalova Sağlık Kompleksi ise 10 Milyon 30 Bin TL'ye mal olmuştur. Sağlık Bakanlığı'nın iki ayrı daire başkanlığı tarafından yapılan inşaat maliyetleri arasındaki fark da kamu özel ortaklığı yönteminin kamu zararına neden olduğunu açıkça göstermektedir.


Erzurum'da klasik ihale yöntemiyle 1.200 yataklı hastane inşaatı 193 Milyon TL bedelle sonuçlanmıştır. KÖO modeli ile yapılması planlanan 1.500 yataklı Kayseri entegre sağlık kampüsünün ise yıllık kirası 137.73 Milyon TL'dir. Yani 1.5 yıllık kirayla 1.200 yataklı hastane yapılabilmektedir.
Diğer bir örnek TOKİ'nin GATA için Etlik'te yapacağı 800 10http://www.peterboroughtoday.co.uk/news/health_2_17108/costly_pfi_issues_will_take _years_to_resolve_1_287041816.07.2011
11 Carvel J. (2005) Flagship hospital 'technically bankrupt' The Guardian Friday 16 December 2005 http://www.guardian.co.uk/uk/2005/dec/16/publicservices.topstories3 yataklı hastane ve ek binalara dair ihale ile ilgili olarak verilebilir. Bu ihalede verilen en yüksek bedel 130 Milyon TL olmuştur. Konya-
Karatay kamu özel ortaklığı ihalesi de 800 yataklı hastane için yapılmış, ancak sadece yıllık kira bedeli 88.79 Milyon TL olarak belirlenmiştir.

Bu kira 25 yıl boyunca kira olarak ödenecektir. Sadece klasik ihale yöntemiyle karşılaştırma yapmak da yeterli olmayabilir. Sağlık Bakanlığı'nın bu ihaleler için bizzat hazırladığı ön fizibilite raporlarında kabul edilen tutarların birkaç katı kira bedelleri belirlenmektedir.


Örneğin Manisa ihalesi için Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ön fizibilite raporuna göre, hastanenin toplam maliyeti 122 Milyon TL iken ihalede sadece bina kirası yıllık 64.25 Milyon TL olarak belirlemiştir. Yani 2 yıllık kira ile hastane bedeli karşılanacak, geri kalan 23 yıl için kira ödenmeye, ihaleyi alan şirketlerden hizmet satın alınması nedeniyle ayrıca bunların bedeli de ödenmeye devam edecektir.

15)Yaklaşık maliyet hesapları ile ihale bedelleri arasında büyük fark var mı?
Kamu özel ortaklığı ihale hazırlıkları kapsamında Sağlık Bakanlığı, Yüksek Planlama Kurulu'na sunmak için ön fizibilite raporları hazırlamıştır.
Bu raporlarda şirketlere ne kadar yıllık kira ödenmesi gerektiği ve bu yatırımların hangi durumda "kamu yararına" olabileceği de hesaplanmıştır. Ayrıca ön fizibilite raporunda, yapılacak sağlık tesisinde kamunun net işletme kârı ile şirketlerin talep edebileceği kira bedelleri de belirlenmiştir. Yatırımların "idareye ek yük getirmeden", "hastanenin merkez saymanlığa aktarılan bölüme gereksinim duymadan kiralarını karşılayabileceği" azami kira tutarları da tespit edilmiştir. Ancak yapılan ihalelerde belirlenen tutarlar ile ön fizibilite raporları arasında kabul edilen tutarlar arasında büyük bir fark oluşmuştur.


Kayseri: Sağlık Bakanlığı raporunda belirlenen toplam sabit yatırım tutarı 427 milyon 454 Bin 111 TL'dir. Ancak Nisan 2011'de yapılan ihalede belirlenen bina kirası karşılığı yıllık kira 137.73 Milyon TL olarak açıklanmıştır. Kayseri için "kira" adı altında şirketlere fazladan ödenecek tutar 3 Milyar 15 Milyon 795 Bin 889 TL'ye ulaşmaktadır.


Ankara-Etlik: İdarenin hazırladığı ön fizibilite raporunda, arsa ve işletme sermayesi yatırımı dahil toplam yatırım tutarı 1 Milyar 97 Milyon 491 Bin 420 TL olarak hesaplanmıştır. İhale komisyonu ara kararında, yıllık kira bedeli 276 Milyon TL olarak belirlenmiştir. Bu rakama göre 25 yılda şirketlere ödenecek toplam kira 6 Milyar 900 Milyon TL olmaktadır. Yani şirketlere 5.8 Milyar TL fazladan ödeme yapılacaktır.


Yine ön fizibilite raporunda sağlık tesisinin 30 yıl olarak öngörülen işletme süresindeki nakit akış tablosunda başlangıç kirasının 53.8 Milyon TL olması, 2042 yılında ise kira bedelinin 140.3 Milyon TL'ye ulaşması öngörülmektedir. İhalede belirlenen sadece bina kullanım bedelinin 2042 yılında oluşması beklenen kiradan bile 136 Milyon TL fazla olması beklenenle oluşan arasındaki farkı, dolayısıyla kamu zararını açıklamaktadır.


Ankara-Bilkent: İdarenin hazırladığı ön fizibilite raporunda, arsa ve işletme sermayesi yatırımı dahil toplam yatırım tutarı 1 Milyar 97 Milyon 491 Bin 420 TL olarak hesaplanmıştır. İhale komisyonu kararında yıllık kira bedeli 240 Milyon TL olarak belirlenmiştir. Bu rakama göre 25 yılda şirketlere ödenecek toplam kira tutarı 6 Milyar TL'dir. Yani şirketlere 4.9 Milyar TL fazladan ödeme yapılacaktır. Ön fizibilite raporunda sağlık tesisinin 30 yıl olarak öngörülen işletme süresindeki nakit akış tablosunda başlangıç kirasının 53.8 Milyon TL olması, 2042 yılında ise kira bedelinin 140.3 Milyon TL'ye ulaşması öngörülmektedir. İhalede, ön çalışmada işletme süresinin bitiminde bile ulaşılması tahmin edilmeyen bir tutardan kiraların başlaması kabul edilmiştir. İhale sonucunda oluşan kira ile projeyi idare için makul kılan ön fizibilite raporundaki kira arasındaki fark 186 Milyon 200 Bin TL'dir.


Elazığ: İdarenin hazırladığı Ön Fizibilite Raporunda, Arsa ve İşletme Sermayesi Yatırımı dahil toplam yatırım tutarı 218 Milyon 445 Bin 768 TL olarak hesaplanmıştır. Ön fizibilite raporunda, yüklenicilerin talep edeceği yıllık kiranın 11,6 Milyon TL olması öngörülmektedir. Oysaihalede bina kullanımı için belirlenen yıllık kira bedeli 94 Milyon 837 Bin 104 TL olmuştur. Şirketlere 25 yıl için toplam 2 Milyar 370 Milyon 927 Bin 600 TL ödenecektir. Yani şirketlere 2 Milyar 152 Milyon 481 Bin 832 TL fazladan ödeme yapılacaktır.


Manisa : İdarenin hazırladığı ön fizibilite raporunda, arsa ve işletme sermayesi yatırımı dahil toplam yatırım tutarı 122 Milyon 788 Bin 993 TL olarak hesaplanmıştır. Manisa ihalesinde yıllık kira bedeli 64.25 Milyon TL olarak belirlenmiştir. Ön fizibilite raporunda belirlenen sabit yatırım tutarı ile karşılaştırıldığında iki yıllık kira bedeli toplamı 128 Milyon 500 Bin TL ile sabit yatırım tutarından 6 Milyon TL daha fazlaya gelmektedir. Ön fizibilite raporunda, yüklenicilerin talep edeceği yıllık kiranın 8,1 Milyon TL olması öngörülmektedir. İhalede belirlenen kira bedeli, ön fizibilite raporundaki öngörünün tam 8 katına çıkmıştır.

16)İhaleyi alan şirketlere devredilecek hizmetler nelerdir?
Tıbbî destek hizmetleri ile bilgi işlem, hasta danışmanlığı, sterilizasyon, çamaşırhane, temizlik, güvenlik, yemekhane, arşivleme ve benzeri hizmetleri; aydınlatma, asansör, ısıtma, soğutma, havalandırma, tıbbî gaz, su ve enerji temini, atık ve atık su uzaklaştırma hizmetleri de dâhil olmak üzere binaların tamiri, bakımı ve işletilmesi, park ve bahçe bakımı ve kara, hava, deniz ambulans hizmetleri ile morg ve gasilhane hizmetleri devredilmesi planlanan hizmetleri oluşturmaktadır. Yasada ve Yönetmelikte sayılmasa da tüm ihale ilanlarında görüntüleme ve laboratuar hizmetleri de ihaleyi alan firmalara bırakılmaktadır. Kaldı ki şirketlerin bu hizmet ve alanları başka taşeronlara da vermelerinin önü açılmaktadır.

17)Kira bedelleri nedir?
Sağlık Bakanlığı 2012 Kasım ayına kadar toplam 11 ihale yapmıştır. 2011 yılı Eylül ayında temel atma töreni yapılan Kayseri ihalesi dahil hiçbir kira tutarı resmi olarak açıklanmamıştır. Basından ve açtığımız davalardan öğrenebildiğimiz bina kullanım bedeli karşılığı ödenecek kiralar ile Sağlık Bakanlığı'nın planlama yaparken hazırladığı ön fizibilite raporlarındaki sabit yatırım tutarlarını incelediğimizde harcanan kamu kaynağı daha net olarak ifade edilebilmektedir. Sadece on ihalede belirlenen yıllık bina kiraları toplamı 1.471.658.738 TL'dir. Bugünün rakamlarıyla hesaplandığında bile bu tutar 25 yıl içinde toplam 36.791.468.450 TL'ye ulaşmaktadır. Öte yandan, Sağlık Bakanlığı'nın yatırım planlaması için hazırladığı ön fizibilite raporlarına göre ihalesi yapılanlardan sekizi için öngörülen sabit yatırım tutarı toplamı 3.880.513.591 TL, yine bu sekiz ihalede belirlenen 25 yıllık kira toplamı ise 30.381.468.450 TL'dir. Sonuç olarak bu sekiz ihalede belirlenebilen toplam kamu zararı, (şirketlerden hizmet satın alma bedelleri hariç) 26.500.954.859 TL'dir.


19)İhaleyi alan şirketlere hangi hastanelerin arazileri devredilecek?
Sağlık Bakanlığı yaptığı planlamanın esaslarını, kapatılacak hastanelerin hangileri olduğunu açıklamamaktadır. Ancak bilgi edinilebilenler aşağıdaki gibi sıralanabilir:


Ankara-Etlik : Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi, Ulus Devlet Hastanesi, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dışkapı Çocuk Hastanesi, Ulucanlar Göz Hastanesi, Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi Ulucanlar Ek Poliklinik Binası, Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Doğum Hastanesi, Dr. A.Y. Ankara Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi.


Ayrıca kampüsün yapılması planlanan alanda bulunan Etlik İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi de mahkeme kararı beklenmeksizin boşaltılmıştır.
Ankara-Bilkent: Ankara Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi,
Ankara Numune Eğitim Araştırma Hastanesi ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi ve Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi.
Elazığ: Harput Devlet Hastanesi, Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesi,
Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi.
Manisa: Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, Manisa Devlet Hastanesi,
Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi (151 yataklı ana bina, 48
yataklı eski doğum ve çocuk bakımevi binası ve 75 yataklı Morris Şinasi
Milletlerarası Çocuk Hastalıkları Hastanesi)
Yozgat: Yozgat Devlet Hastanesi ile Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları
Hastanesi, Yozgat Eğitim ve Araştırma Hastanesi
20)İhaleleri hangi şirketler aldı?
İllere göre ihaleleri alan firmalar aşağıda listelenmiştir
Tablo 2: KÖO ihalelerini alan firmaların listesi
İller /ihaleler Firma Adı
Kayseri YDA İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.- Inso Sıstemı Per Le Infrastrutture Sociali S.P.A
Ankara-Etlik Astaldi SPA+ Türkerler
Ankara-Bilkent IC Içtaş İnşaat+Dia Holding Fzco

22)Planlama süreci devam edenler hangileri?
Tablo 5: Planlama süreci devam eden KÖO projeleri
İli Hastane Türü
Ankara-Sincan (Devlet Hastanesi)
Antalya (Entegre)
Denizli (Entegre)
P:Psikiyatri
YGAP:yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri

23) TTB kamu özel ortaklığına neden karşı çıkıyor?
TTB hekimlerin haklarını korumak, iyileştirmek ve hekimliğin kişi ve toplum yararına geliştirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Kamu özel ortaklığı sayılanların tümünün zararına sonuçlar doğuracaktır. Türk Tabipleri Birliği kamu-özel ortaklığı yöntemiyle sağlık yatırımı yapılmasına burada açıklanan nedenlerin tümünü göz önüne alarak itiraz etmektedir.

Biliyorum patron kızacak ama bir efsane de ancak bu kadar özetlenebilirdi. Çünkü bu efsane bugün uçurumun kenarında Türkiye ve halkım için IŞİD kadar tehlikeli ve dönüştürülmesi zor bir süreçtir.


Yazdır   e-Posta